YALOVA

Yalova’nın Tarihi

Tarih Öncesi Dönem

Yörede yerleşimin Neolitik Çağ’da (M.Ö. 8.000–5.500) başladığı tahmin edilmektedir. Yalova’nın kuruluşu ile ilgili kesin bilgiler olmamakla beraber, M.Ö. 7. yüzyılda Trakya’dan Küçük Asya’ya geçerek Marmara Denizi’nin doğusunda bir krallık kuran Bithynialılar (Bitinyalılar) tarafından bir yerleşim yeri olarak kurulduğu tahmin edilmektedir. Bithynialılar Marmara Denizi’nin doğu kıyılarına yerleştiklerinde, Yalova bölgesi de Bithynia Krallığı topraklarına katılmıştır. Bithynia bölgesi ve diğer Anadolu antik bölgelerini gösteren harita Şekil-1’de görülmektedir. Haritadan da görüleceği üzere, şimdiki Yalova, Bursa, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Zonguldak, Bartın, Karabük ve İstanbul’un asya yakası M.Ö. 6. yüzyılda Bithynia Krallığı toprakları arasında görülmektedir.

 

Anadolu Antik Bölgeleri

M.Ö. 377-327 yılları arasında, Büyük İskender’in Bithynia’ya atadığı komutanı Kalas’ı mağlub eden Bithynialılar, onları topraklarından atmışlardır. M.Ö. 230-182 yılları arasında hüküm süren 1. Prusias zamanında Kios (Gemlik) ve Myrlia (Mudanya) ve Yalova bölgesi Makedonya Kralı 5. Philip’e armağan olarak verilmiştir. Roma İmparatorluğu’ndan kaçan Kartaca Kralı Hannibal, Bithynia Kralı 1. Prusias’a sığınmıştır. Hannibal, 1. Prusias’a armağan olarak Prusa od Olympum (Bursa) kentini kurmuştur. M.Ö. 74’te Roma İmparatorluğu yönetimine giren Yalova ve yöresi, M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Doğu Roma yani Bizans İmparatorluğu sınırları içinde kalmıştır.

Bugünkü Yalova Kaplıcaları’nın tarih içinde önemli bir yeri bulunmaktadır. M.Ö. 1200 yıllarında bir yer sarsıntısı ile meydana geldiği tahmin edilen Termal İlçesi’ndeki Kurşunlu Hamamı’nın dış duvarlarında kuvvet tanrısı Herakles (Herkül), sağlık tanrısı Asklepios, sıcak su ve sağlık perileri olan Nemfler’in kabartmaları görülmektedir. Termal’in Bizans İmparatorluğu döneminde imparatorların dinlenme ve tedavi yeri olarak büyük üne sahip olduğu bilinmektedir. Bizans İmparatorluğu’ndan sonra Selçuklular’ın yönetimine giren Yalova bölgesi, Haçlı Seferleri sırasında yakılıp yıkılmıştır. Yalova, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Kara Yalovaç, Katip Çelebi’de ise Yalakabad ve Yalıova adlarını almaktadır. O dönemlerde Yalova isminin verildiğini de görmekteyiz. Bu isimler 19. yüzyılda, yörede kırk gün kalıp tetkiklerde bulunan ünlü tarihçi Hammer tarafından da doğrulanmaktadır.

Friglerden Bithynialılara, Selçuklulardan Bizanslılara kadar çeşitli milletlerin yaşamış olduğu Yalova bölgesi, 1326 yılında Osmanlı Devleti Komutanı Gazi Abdurrahman tarafından fethedilmiş ve ebedi Türk yurdu haline gelmiştir. Osmanlı Beyliği’nin Osman Gazi zamanındaki yani 1323 yılındaki topraklarını gösteren harita Şekil-2’de görülmektedir.

 


Osmanlı Dönemi

Osmanlı Beyliği’nin 1323-1362 yılları arasındaki toprak kazanımı görülmektedir. Haritadan da görüleceği üzere, Osmanlı Beyliği Orhan Gazi zamanında yani 1323-1362 yılları arasında egemen olduğu toprakları yaklaşık olarak 3 kat arttırmış ve Yalova bölgesi de beylik sınırları içerisine katılmıştır

Eski devlet salnameleri incelendiğinde, Yalova’nın 1530 yıllarında İzmit Vilayeti’ne (Liva) bağlı bir kasaba (Yalak-Abad) olduğu görülmektedir. Yalova, 1867 yılında Bursa Merkez Sancağı’na bağlı bir kaza iken, 1901’de bağımsız İzmit Sancağı’na bağlanmıştır.

Cumhuriyet Dönemi

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunan askeri birliklerince işgal edilen Yalova, verdiği büyük mücadele ile 19 Temmuz 1921 tarihinde düşman işgalinden kurtulmuştur. 2 Haziran 1929’da Atatürk’ün isteği üzerine çıkarılan bir kanun gereğince, ilçe yapılarak İstanbul İli’ne bağlanmıştır. Kurtuluş Savaşı sonrasında 19 Ağustos 1929 tarihinde ilk defa Yalova’ya gelen Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Atatürk, Termal’in yeniden inşaasını sağlamıştır. Atatürk, 22 Ocak 1938 tarihinde açılan Termal Oteli’nin ilk konuğu olmuş ve 9 gün süreyle Yalova’da kalmıştır. 1929 yılında yapılan Millet Çiftliği’nin yapılışı sırasında, ikinci kata gelindiğinde, batıda bulunan ağacın kesileceğini gören Atatürk, yapının temelini biraz doğuya alarak binayı kaydırmış ve ağacın kesilmesini engellemiştir. Bu nedenle köşk, Yürüyen Köşk olarak anılmaktadır. Atatürk’ün, “Kurtuluşa öncü” ve “Benim Kentim” olarak bahsettiği Yalova, adeta yazlık başkent haline gelmiş ve yine Atatürk’ün isteği üzerine 1930 yılında İstanbul’un ilçeleri arasına  katılmış, 1995 yılında ise İstanbul İli’nden ayrılarak il yapılmıştır. Bursa’nın Gemlik İlçesi’ne bağlı Armutlu Beldesi ile Kocaeli’nin Karamürsel İlçesi’ne bağlı Altınova Beldesi ilçe yapılmak suretiyle il sınırları içerisine alınmıştır.

Yalova’nın Tarihi Yerleri

 Yürüyen Köşk
Yürüyen Köşk

Yürüyen Köşk

 Atatürk Yalova’daki çiftliğine gittiği bir gün bahçıvanın dalları uzayıp köşke dayanmış bir yaşlı bir Çınar ağacını kesmek üzere olduğunu görür. Çınar ağacının kesilmesine gönlü elvermeyen Atatürk, ağacın kesilmeyeceğini bunun yerine köşkün taşınacağını söyler. Atatürk’ün emri ile yapılan kazılar sonucunda köşkün temeline kadar inilir ve İstanbul’dan özel olarak getirtilen tren rayları ince hesaplamalar ile temele döşenir. Zamanın Vali Vekili Muhittin Bey, Fen Müdürü Ziya Bey ve Cumhuriyet Gazetesi Baş Yazarı Yunus Nadi Bey’in gözetiminde santim santim kaydırılan köşk 4,80 metre kaydırılarak bugünkü yerine nakledilir. Bu zahmetli ve riskli işlem sayesinde Çınar ağacı kesilmekten kurtulur ve köşk Yürüyen Köşk ismini alır.
Termal Atatürk Köşkü

Termal Atatürk Köşkü

Termal Atatürk Köşkü

1929 yılında Mimar Prof. Hakkı ELDEM tarafından 38 günde yapılmıştır. Köşkün bir diğer özelliği ise bir devlet başkanının ilk defa ağırlanmasıdır. Toplam onbir oda, üç şeref salonu bulunan köşk tamamen ahşaptan yapılmış olup, içerisinde kullanılan eşyalar korunarak günümüzde halkın ziyaretine açılmıştır. TBMM Milli Saraylara bağlı olarak hizmet veren Termal Atatürk Köşkü 1983 yılında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından Korunması Gerekli Kültür Varlığı olarak tescil edilmiştir.

 

Rüstem Paşa Camii

Rüstem Paşa Camii

Rüstem Paşa Camii

17. yy da Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’ yaptırılan Rüstem Paşa Camii Yalova merkezde bulunmaktadır. Osmanlı mimarisinin klasik örneklerini taşıyarak günümüze kadar gelen camii kare plan üzerine kubbeli olarak yapılmıştır. Marmara depremi sırasında zarar gören minaresi onarılmış ve tekrar ibadete açılmıştır. İbadete kapalı olan bölümlerde ise restorasyon çalışmaları devam etmektedir.

 

 

Hersekzade Ahmet Paşa Camii ve Külliyesi

Hersekzade Ahmet Paşa Camii ve Külliyesi

Hersekzade Ahmet Paşa Camii ve Külliyesi

15. yy Osmanlı dönemi eserleri arasında yer alan Hersekzade Ahmet Paşa Camii ve Külliyesi Yalova ilinin, Altınova ilçesinin Hersek Köyü’nde bulunmaktadır. Hersek köyü ismini Hersekzade Ahmet Paşa’dan almaktadır, Hersekzade Ahmet Paşa 700 ev, çift kubbbeli cami, iki adet han, bir medrese, bir mescit ve bir imarethane yaptırarak bölgenin gelişmesini sağlamıştır. Hersekzade Ahmet Camii yaşanan Marmara depremi sırasında zarar görmüştür, caminin kesme taş çalışması ile örülmesi nedeni ile Turizm Bakanlığının yardımları ile restorasyon çalışmaları araştırılmakta ve aslına uygun olarak restore edilmesi için çalışmalar başlatılmış bulunmaktadır.

 

 

Hacı Ali Paşa CamiiHacı Ali Paşa Camii

Orhan Gazi döneminde yapıldığı tahmin edilen Hacı Ali Paşa Cami’sinin tam yapım tarihi bilinmemektedir. Yalova ilinin Armutlu ilçesinin merkezinde bulunan Camii Çarşı Camii olarak da anılmaktadır. Günümüzde halen ibadete açık olan caminin iç dizaynı ve dış ahşap saçakları ince bir ahşap işçiliğinin nadide örneklerinden biri olarak günümüze kadar korunmuştur.

 

 

Kurşunlu Hamam

Kurşunlu Hamam

 

Bizans İmparatorluğu tarafından 16 yüzyıl önce yaptırılan hamam yaşanan doğal afetler ve savaşlar nedeni ile tamamen toprağa gömülmüş durumda iken, Osmanlı Padişahı Abdülhamit tarafından verilen emirle onarılmış ve toprak altından çıkarılmıştır. Tepe kısmı tamamen kurşunla kaplı olduğu için Kurşunlu Hamam adı verilmiştir.

 

 

 

 

Valide Hamamı

Valide Hamamı

Valide Hamamı

Bizans Kralı Konstantin tarafından yaptırılan hamam 6 kubbeli olarak yaptırılmış olsa da günümüzde sadece 3 kubbesi ayakta durmaktadır. Osmanlı Padişahlarından Sultan Mecid tarafından onarılması emredilmiş hamam Sultan Mecid’in annesinin tedavisi için kullanıldığından Valide Hamamı adını almıştır. Buharlı oda bölümünde mermer üzerine Osmanlıca olarak yazılan kitabe günümüze kadar zarar görmeden korunmuş nadide kitabelerdendir.

 

 

Kara Kilise

Kara Kilise

Kara Kilise

Bizans döneminde kilise haline getirilen yapı dönemin su mimarisi özelliğini taşıyan en güzel örneklerden biridir. Yalova ili Çiftlikköy ilçesinde bulunan bu nadide eser halk tarafından Kara Kilise olarak adlandırılmış ve formunu koruyarak günümüze kadar gelmiştir.

 

 

 

 

Yalova Açık Hava Müzesi

Yalova Açık Hava Müzesi

Yalova Açık Hava Müzesi

29 Ekim 2003 tarihinde açılan Açık Hava Müzesi Yalova İli merkezde bulunmaktadır. Bizans, Roma ve Osmanlı dönemine ait eski eserleri barındıran müzede ayrıca Yalova’nın çeşitli bölgelerinde yer alan tarihi eserlerin maketleri de sergilenmektedir. Müze 24 saat özel koruma altında tutulmakta ve mesai saatleri içerisinde ziyarete açık tutulmaktadır.

 

 

 

Yalova Kağıthanesi

Yalova Kağıthanesi

Yalova Kağıthanesi

1745 yılında İbrahim Müteferrika tarafından Elmalı köyünde kurulan Yalova Kağıthanesi’nin eski adı Kâğıthane-i Yalakabad’dır, anlamı ise el ile yapılan kâğıt olarak bilinmektedir. Kurulduğu dönemde Osmanlı İmparatorluğunun daha sonra ise Türkiye Cumhuriyetinin en önemli kağıthanesi olma özelliğini korumuştur.

Dış Bağlantı Linki YALOVA.