SİİRT

Siirt’in Tarihi

Tarih Öncesi Dönem

İ.Ö. 3000 ve 2000’lerde Güneydoğu Toroslar, iki kültür alanını bir birinden ayırmaktaydı. Güneyde Mezopotamya’da gelişmiş bir tarım kültürü, kuzeyde ilkel tarımcılığa ve hayvancılığa dayalı, daha yavaş gelişen bir kültür vardı. İki kültürün kesiştiği yerde bulunan Siirt’te, yayla kültürü özellikleri görülmektedir.

M.Ö. 3000’lerde yöreye egemen olan Hurri’lerden sonra sırasıyla Hitit, Urartu, Asur, Med ve Pers’ler de hakimiyet kurmuşlardır.

Siirt’in içinde bulunduğu bölge, göçler nedeniyle etnik ve dinsel inanışlar yönünden çeşitlilik göstermektedir. Urartular, İskitler, Medler ve Persler egemenlik dönemlerinde dinsel inanışlarını da buralara yaymışlardır. Dağlık alanlarda yaşayan kapalı toplulukların çeşitli din ve tanrıları vardı. İ.Ö. 150’lerden başlayarak yöreye egemen olan Partlar, Arsaklar ve Sasaniler dönemlerinde İran Tanrıları’nın ve inanışlarının etkisi güçlenmiştir. Yöreyi etkileyen Roma – Part, Roma – Sasani Savaşları, aynı zamanda iki dinin ve kültürün karşılaşması niteliğindeydi. 300’lerde Hıristiyanlık yayılmaya başladığında  Zerdüş Dini’ni benimseyen Sasaniler, yörede Hıristiyan kıyımı yapmışlardır.

İSLAM UYGARLIKLARI DÖNEMİ

639’da Elcezire’nin fethi için görevlendirilen İlyas Bin Ganem, Diyarbakır yöresini İslam mücahitlerine açtığı zaman Siirt’te aynı akıbete uğramıştır.  Diyarbakır’ın zaptında önemli hizmetleri bulunan Halid Bin Velid, Hasankeyf Savaşını kazandıktan  sonra Siirt Hakimliği’ne sahabeden olan Hişlam oğlu Hakem tayin olunmuştur.

661 yılında kurulan Emevi Hilafeti bölge ile birlikte Siirt’ti de hakimiyet altına almıştır. Emeviler’den sonra hilafet makamını ele geçiren Abbasiler, Diyarbakır, Silvan ve Siirt’i de ele geçirmişlerdir.

Dinsel bakımdan bölge önceleri önemli bir “Harici” Merkezi’ydi. IX.YY.’dan sonra Hanbeli ve Maliki mezhepleri aracılığı ile Sünnilik, Mervanoğulları Döneminde Şafiilik, Türklerle Hanefilik yayılmaya başlamış, daha sonra Mervanoğulları Döneminde Şafiilik giderek ortadan kalkmıştır. Yörede Arap – İslam Kültürü’nün etkisi Türklerin Döneminde de sürmüştür.

ANADOLU SELÇUKLULARI VE OSMANLI DÖNEMİ

Malazgirt Savaşından sonra Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başlamış ve Büyük Selçuklu Devleti’nin isteği dışında küçük Türk devletçikleri türemiştir. Siirt Yöresi, Hasankeyf Artuklular’ın yönetimindeydi. Artuklulara bağlı göçebe Türkmenler yöreye yerleşmiş. Artuklu beyleri ve askerleri, kentlerde Türkleşmenin çekirdeğini oluşturmuşlardır.  Beylerin; Alp, İnanç, Yağbu gibi Türk adların kullanmaları; Artuklular’da Türkmen Geleneğinin güçlülüğünü göstermektedir.

Artuklular’dan sonra Siirt’e Akkoyunlular ve Safeviler egemen olmuştur. Safeviler Döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Şii’lik yaygınlaşmıştır. Anadolu’da Şiiliğin etkisini kırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, Urmiye Gölü’nden Malatya ve Diyarbakır’a kadar uzanan bölgeyi Osmanlı Devleti’ne bağlamak istemiştir. Bunun için Kürt kökenli ünlü bilgin İdris-i Bitlisi’nin yardımıyla Siirt Osmanlı yönetimine geçirilmiştir. Bu dönemde Siirt yarı, özerk beylerin yönetiminde, aşiret kültürünün egemen olduğu bir yerdir.

XVI.Yy.’da Osmanlı yönetimine geçen Siirt, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışına kadar bu devlete bağlı kalmıştır.

XIX.Yy.’ın ikinci yarısına kadar devlete olan bağlılıkları sözde kalan Siirt Beyleri’nin devlet otoritesine alınması için bir hayli çaba harcanmıştır. Siirt, bu tarihe kadar çok sıkı bir şekilde yönetilmiştir. Ancak Tanzimat’tan sonra 1864 Vilayet Nizamnamesi ile kaza haline getirilerek İstanbul’dan gönderilen kaymakam vasıtası ile yönetilmiştir.

Siirt Livası’nın. Merkez kaza, Pevvan (Beryade) ve Garzan (Kurtalan’ın eski yerleşme yeri, şimdiki Yanarsu Bucağı) olmak üzere 3 kazası vardı.

1877’de Merkez Kaza, Eruh, Şirvan, Rızyan ve Sason’dan oluşan Siirt Sancağı, Diyarbekir Vilayetine bağlıydı. Siirt, bu yönetsel durumunu 1880’de de korudu. 1892 Devlet Salnamesi, Siirt Sancağı’nın Diyarbekir vilayetinden ayrılarak, Bitlis Vilayetine bağlandığı belirtilmektedir.

Siirt Sancağı 1892 –1896’daki yönetsel konumunu 1903’te ve 1916’da da korumuştur.

1918’de Siirt Sancağının yönetsel konumunda yapılan tek değişiklik, Şırnak’ın ilave edilmesiyle kaza sayısının 6’ya çıkarılmasıydı.

MİLLİ MÜCADELEDE SİİRT

Siirt milli mücadele yıllarında Bitlis Vilayetine bağlı bir sancaktı. Sancağın merkez kaza dışında beş kazası vardı. Bunlar; Pervari, Garzan, Eruh, Şirvan ve Şırnak’tı. Sancağın en kalabalık kazası Siirt merkez kazasıydı.

Siirt nüfusunda 1890 yıllarından itibaren büyük bir düşüş yaşanmıştır. 60.000 dolaylarında olan merkez nüfusu 30.000’lere kadar düşmüş, bu düşme Birinci Dünya Savaşı dönemine kadar devam etmiştir.

Bu düşüşte Mondros Ateşkes Antlaşmasından yararlanarak Doğu ve Güneydoğu da işgal hareketlerini sürdüren Rusların da etkisi olmuştur. Rus işgalinin Bitlisin Deliklitaş mevkiine kadar gelindiğinin Siirt halkı tarafından öğrenilmesi ile bir panik yaşanmış, halkın bir kısmı kaçmak düşüncesiyle eşyalarını toplarken bir kısmı da Rusların geri püskürtülmesinde büyük bir başarı elde ederek Rusların Siirt’te gelmelerini engellemiştir.

Bazı kaynaklarda Rusların Deliklitaştan geri çekilmeleri Rusya da Lenin’in gerçekleştirmiş olduğu 17 Ekim Devrimine bağlanmaktadır.

Siirt Rus tehlikesini atlattıktan sonra karşılaştığı diğer bir tehlikede İngiltere idi. İngilizlere ait bu birlik halka gözdağı vermek amacıyla Siirt’e gelmiş, birkaç gün kaldıktan sonra tekrar geri dönmüştür. Bunun dışında Siirt yabancı güçlerin işgaline uğramamıştır. Müdafaa-i Hukuk Derneğini teşkil eden Siirt’in vatansever zümresi milli mücadelenin gerçekleşmesinde önemli bir rol almıştır.

Bu dönemde Siirt toprak ağalığı düzeninin ve aşiret ilişkilerinin egemen olduğu tipik bir Anadolu kasabasıydı.

 

ERZURUM KONGRESİNDE SİİRT

İstiklal Savaşının zafere dönüşmesini sağlayan milli mücadele ruhunun temel taşlarından olan Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919 tarihinde Mustafa Kemal tarafından Erzurum’da yapılmıştır. 7 Ağustos 1919 tarihine kadar devam eden Erzurum Kongresine o zamanlar Bitlis İline bağlı bir sancak olan Siirt’ten kimlerin katıldığı ve Siirt’i kimlerin temsil ettiği bugün dahi tarihin sisli sayfaları arasında yer almaktadır.

Erzurum Kongresine Siirt adına katıldıkları belirtilen Hacı Recep Efendizade, Hacı Hafız ile Emekli Binbaşı Süleyman Bey’in Siirt’le ilgisi bulunmayan Erzurum da ikamet eden kişiler oldukları anlaşılmaktadır. Kongre gününe kadar Siirt’ten kimsenin katılmadığının görülmesi üzerine bu kişilerin Siirt’i temsil etmek üzere katıldıkları görülmektedir. Kongreye Siirt’ten sadece öğretmen Cemil efendinin (AYDIN) kongrenin son gününe yetişerek katıldığı yazılı kaynaklarda belirtilmektedir.

 

CUMHURİYET DÖNEMİ

Siirt’te Cumhuriyet dönemine damgasını vuran iki büyük olay yaşanmıştır. Bunlardan biri, başta Siirt’in Pervari İlçesi olmak üzere bütün İlçelerinde etkili olan Şeyh Sait ayaklanmasıdır. Diğer önemli olay ise Cemil Çete olayıdır. Her iki isyanda Türk Ordusu tarafından kısa bir zamanda bastırılmış ve suçlular cezalandırılmıştır.

Cumhuriyet döneminde Siirt komşu İlçelerle dahi ilişkisi sınırlı, ticaret yollarından uzak bir yerdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirilen dönüşümler yöreyi fazla etkilememiş, geleneksel, toplumsal ve kültürel yapı uzun süre korunmuştur.

1940 yılında İlimizde petrolün bulunması, 1944 yılında demiryolu ağının Kurtalan İlçesine ulaşması ile kapalı ekonomik toplumsal yapının çözülmesinde ilk kıpırdanmalar başlamıştır. 1950’lerde karayolu ulaşımının gelişmesi Siirt’in Anadolu pazarı ile olan ilişkisini güçlendirmiştir. Toplumsal gelişmeye paralel olarak barınma, beslenme, giyim-kuşam ve sağlık alanlarında çağdaş değerler yaygınlaşmaya kültürel farklılıklar ortadan kalkmaya başlamıştır.

Sanayileşme-kentleşme ve göçlerde bu oluşumu hızlandırmıştır. Radyo ve televizyon aynı kültürün oluşmasında önemli bir görev üstlenmiştir. Bu dönemlerde Siirt geleneksel ve çağdaş kültür unsurlarının iç içe yaşandığı bir İl görünümümdedir.

1894 yılında Bitlis’e bağlanan 26 Eylül 1919 yılında 48 sayılı Heyet-i Umumiye kararı ile bağımsız bir sancak ve Cumhuriyetin ilk yıllarında İl olan Siirt 16 Mayıs 1990 tarihinde Şırnak ve Batman İlçeleri ile beraber Beşiri, Kozluk ve Sason İlçelerini de kaybederek gerek yüzölçümü, gerek nüfusu ve gerekse İlçe ve Köy sayısı itibariyle yaklaşık olarak yarı yarıya azalmıştır.

Siirt’in Tarihi Yerleri

Erzen Ören Yeri

Kurtalan ilçesinde, Bozhöyük köyü ile Gökdoğan köyü arasında geniş bir alanı kapsar. Erzen ören yerinin Siirt’teki ilk yerleşim yerlerinden olduğuna dair bazı bulgular yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır

Derzin Kalesi

Bizans Döneminden kalma oldukça sarp bir tepenin üzerinde inşa edilen kalede bulunan gözetleme kuleleri günümüze kadar varlıklarını koruyabilmişlerdir

İnce kaya (Kormas) Kalesi

Şirvan ilçesinin 10 km uzağında incekaya (Kormas) köyünde bulunan Bizanslılar dönemine ait kaledir Kale daha ziyade şatoyu andırmaktadır

İrun Kalesi
Şirvan ilçesinin 40 km kuzeyinde sarp dağların zirvesinde kurulmuştur Kalenin bulunduğu dağın eteğinden geçen nehirle yer altı tüneli ile bağlantısı bulunmaktadır

Şirvan (Küfre) Kalesi

İlçe merkezinin 4 km doğusunda, ilçenin adıyla anılan kaledir Doğal bir kayanın üzerinde mevki ye hâkim olarak yapılan kale bir kartal yuvasını andırmaktadır

Ulu Cami

Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen caminin Selçuklu Sultanlarından Muguziddin Mahmut tarafından 1129 (523 H) yılında onarılmıştır 1260 (658 H) yılında da Cizre hâkimi Selçuk Atabeylerinden El Mücahit İshak tarafından camiye ilaveler yaptırılmıştır

Cami minaresinin kaidesine yerleştirilmiş olup, halen cami içinde bulunan bir taşın üzerinde ‘’ Haza tarih-i Tecdidi binaii Camii Velminareti ibaresi altında ise Duacis-surun Limen Saa’’ yazısı okunmaktadır

Camiye ait sanat şaheseri minber ise 1933 yılında Ankara Etnografya müzesine nakledilmiştir

Cumhuriyet Camii

Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen Cami 1926 yılında onarılmış, Hıdrul Ahdar olan adı Cumhuriyet Camii olarak değiştirilmiştir

Camii kare planlı ve tek kubbelidir Mihrap ve minberde Rumi tezyinat madalyonlar bulunmaktadır

Veysel Karani Hz Türbesi

Baykan ilçesinin Ziyaret Beldesindedir Yörenin “Cas denilen harcıyla yapılıp Kubbe ile örtülmüş olan türbe, 1967 yılında yıktırılarak yerine yeni bir türbe yaptırılmıştır Veysel Karani türbesi ve külliyesi 2001 yılında Valilikçe restore edilerek modern bir görünüme kovuşturulmuştur Her yıl 16-17 Mayıs tarihlerinde Veysel Karaniyi anma etkinlikleri düzenlenmektedir

İbrahim Hakkı ve Hocası

İsmail Fakirullah Türbesi

Din ve astronomi bilgini olan İbrahim Hakkı’nın Hocası İsmail Fakirullah için 18yüzyılda yaptırdığı türbe Aydınlar ilçe merkezinde (Tillo) bulunmaktadır Bir büyük ve iki küçük kubbenin örttüğü iki oda ve bir hol ile kuleden ibaret olan türbenin asıl özelliği Aydınlar ilçesinin 3-4 km doğusundaki bir tepe üzerinde bulunan “Kalet-ül Ustad” denilen yığma taşlardan yapılmış olan ve duvarındaki 40×50 cm ebatlarındaki pencereden her yıl gece ve gündüzün eşit olduğu 21 Mart günü yeni doğan güneşin ilk ışınları türbe kulesinin penceresine vurarak kırılma suretiyle hocası İsmail Fakirullah Hzlerine ait sandukanın baş tarafını aydınlatmasıdır

Sultan Memduh Türbesi

Asıl adı Sultan Mahmut olan Sultan Memduh Hz Hicri 1174, Miladi 1761 yılında Aydınlar (Tillo) ilçesinde dünyaya gelmiştir Sultan Memduh’un 47000 beyitlik bir divanı bulunmaktadır Hicri 1263 Miladi 1847 yılında vefat etmiştir Aydınlar ilçesinde kendi adına yaptırılan türbede metfundur Türbe metal malzemelerden yapılmış olup, kapı ve kabirleri çevreleyen şebeklerinde yaptırana ait kitabeler bulunmaktadır

Şeyh Muhammed El Hazin Türbesi

Şeyh-ul Hazin, yer yer Siirt Merkez Ulu Camiinde vaaz ve nasihatlerde bulunmuş, bir seferinde ihlâs süresinin tefsiri üzerinde 40 gün vaazı nasihat ettiği söylenmektedir 1891 yılında vefat etmiştir Kendi köyü olan Dere yamaç (Fer saf) köyünde defnedilmiştir Türbenin son zamanlarda restorasyonu ve çevre düzenlemesi yapılmıştır

Cami ve Türbeler

Ulu Cami

Caminin yapılış tarihi belli değildir Mevcut bilgilere göre Selçuklu Sultanlarından Mugizüddin Mahmut tarafından Hicri 523, Miladi 1129 yılında onarım yapılmıştır Çinili Minare olarak anılan Ulu Caminin minaresi, tipik Selçuklu mimarisini yansıtmaktadır

Türbeler

Siirt’in Baykan İlçesine bağlı Ziyaret Beldesinde bulunan Veysel Karani Hz Türbesi ile Aydınlar İlçesinde bulunan İbrahim Hakkı Hz Türbesi İnanç Turizmi açısından önem arz etmektedir