MARDİN

Mardin’in Tarihi

Tarih Öncesi Dönem
Bir dağın tepesine kurulmuş olan Mardin Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biri ve Türklerin Anadolu’daki ilk duraklarındandır. Şehir hakkındaki en eski tarihi belgeye M.Ö. 1305–1274 yıllarında I.Adad Nariri yıllarında rastlanır. Mardin adıyla ilgili pek çok söylenti vardır. Bunlardan biri Mardin’in kelime anlamının ‘kale’ olduğudur. Bu adın Mardin’e verilme nedeninin Mardin’de birçok kalenin bulunmasıdır. Bu kaleler: Mardin Kalesi, Kız Kalesi (Kalıtmara), Arur Kalesi, Erdemeşt Kaleleridir. Hammer tarihine dayanan farklı bir söylenti ise Pers Kralı Ardeşir buraya bir kavim yerleştirdi. Bu kavmin adı Marde’dir ve şehir adını bu kavimden almıştır. Diğer bir söylenti yine Perslere dayanmaktadır. Kral hastadır ve iyileşmek için şehre gelir. Kralın adı Mardin’dir ve ismi bu şehre verilmiştir. Diğer bir bilgi Vakidi’den aktarılmıştır. Din adındaki İranlı Zahit Heraklus tarafından öldürülmüştür ve bu bölgenin adı Metadin’den (din öldü) gelmektedir. Zamanla Metadin Mardin’e dönüşmüştür.

Tarihi karakterini büyük ölçüde koruyan kentle ilgili ilk bilgileri bize ünlü tarihçi Ammianus Marcellinus M.S. 4.yüzyılda vermektedir. Bu dönemde kent Maride adını taşımaktadır.

M.Ö. 3 bin sonlarından itibaren çeşitli Mezopotamya kaynaklarında karşımıza çıkan Mardaman Şehri ile bağlantısı halen tartışma konusudur. J.Lewy, A.Goetze ve M.Civil gibi bilim adamları Mardman’ın Mardin ile aynı Kent olduğunu ileri sürmektedir. Eğer bu görüş doğru kabul edilirse, Mardin kent olarak ilk kez M.Ö. 3 bin sonlarında tarih sahnesine çıkmış olmaktadır. Daha sonra Hitit’ler de bölgeye gelmiş, sırası ile Hind-Asi boyları mittaniler, Asurlular, İskitler, Persler ve Yunanlılar bölgede hüküm sürmüşlerdir.  Kaynaklara göre eski yunan coğrafyacılar Mardin “Marde” Romalılar ise “Maride” olarak anmaktadırlar.

Avusturyalı tarihçi Hammer ise bölgeye (226–241) “Marde” adlı bir kavimin yerleştiğini, bu nedenle de Şehrin “Marde” olduğunu yazmaktadır. Bizanslıların “Mardia”, Arapların ise “Maridin” olarak adlandırdıkları kentin adı Hanna Dolapönü’ne (1972) göre de Süryani dilindeki “Merdo-Merdi” (Kale)den gelmektedir.

Mardin çevresi, yukarı Mezopotamya’da M.Ö.8000 yılına dayanan tarihi yerleşimlere ait kalıntılara rastlanır. M.Ö. 4500 yılında Süryanilerle başlar, M.Ö. 539 yılına kadar birçok değişik uygarlık yerleşmiştir. Bunlar: Akadlar, Babiller, Hititler, Mittaniler, Asurlar, Urarturlar ve Perslilerdir. Büyük Alexandır M.Ö. 335 yılında Mardin’i kuşattı. Mardin’in değişik göçebe kavimlerin hükümdarlığında kaldıktan sonra M.S.249 yılında Romalılar tarafından kuşatılmıştır. Kalenin bu döneme rastladığı kabul edilmektedir. Bizanslılar M.S. 692 yılına kadar burada hüküm sürmüştür. Emevi ve Abbasilerle Mardin önemli bir Hıristiyan etkisi altında Müslüman bir şehir haline gelmiştir. M.S. 885 ve 990 yılları arasında İpek yolunun yapılmasıyla kültürel ve ticari açıdan gelişmiştir. Şehir 1089 yılında Selçuklular tarafından kuşatılmıştır. 1105’te Mardin Artuklular’ın başkenti olmuştur.304 yıl süren bu dönemde pek çok anıt yapılmış ve birçoğu da restore edilmiştir. Türk Prensliği dönemi ve Osmanlıların 1516’dan sonra burayı kuşatmasıyla şehir önemli bir kale ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Cumhuriyet döneminde Mardin önemli bir Taşra Merkezi ve sınır kenti haline gelmiştir.

http://www.geziharitam.com/iller/mardin/images/mardin_evleri.jpg

Mardin stratejik konumu nedeniyle geçmiş zamanlarda işgal edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Mardin ile ilgili ilk bilgileri 4. yy’da Ammien Mercellin tarafından yazılan dökümanlarada rastlanmıştır. Bu yazar Justinien hükümdarlığı altındaki imparatorluk sınırlarında bulunan yapıların listesinde yer alan “Meride” kalesi üzerinde duruyor. Mardin çevresinde Mezopotamya’nın önünde M.Ö 8000 yılına ait kalıntılar görmek mümkündür. Mardin kalesinde Bizans dönemi ve daha önceki dönemlere ait bazı objeler (kalıntılar) bulunmaktadır.

Bir tepeye kurulmuş olan Mardin Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden ve Türklerin Anadolu’daki ilk duraklarındadır.

Mardin adının kaynağı ile ilgili pek çok söylenti vardır.

Birincisi Pers tarihine dayanır. Mardin adındaki Pers Kralı buraya gelerek mucizevî bir şekilde sağlığına kavuşur ve şehre adını verir.

Diğeri Vakidi tarafından yazılmıştır. Savaş sırasında “Din” adındaki prens burada ölmüştür. Bu hikâyeden dolayı buraya “Merde” (din öldü) adı verilmiş bu isim zamanla Mardin olmuştur.

Bir diğeri Avusturyalı tarihçi tarafından yazılmıştır.

226–241 yılları arasında bu bölgeye yerleşen “Merde” adındaki kabileden geldiği söylenmektedir.

Bizanslılar buraya Merde, Araplar Suriye’de bir kaşe olan “Merde-Merdi” den gelen “Mardin” derler.

Mardin’in adı ve kaynağı hakkında pek çok hikâye vardır.

Tarih öncesinde toprağın verimliliği ve yaşama alanının bolluğu bu bölgede köylerin kurulma sebebidir.

Burada Akadlar, Hititler, Mitanniler, Asurlar, Urartular ve Persler gibi pek çok millet yaşamıştır.

M.Ö 7000–5500: Bu dönemde bazı köyler kurularak tarım gelişmeye başlamıştır.

M.Ö 5500–3000: Cilalı taş döneminde göçebe kabilelerin avcıları nehir kenarında yaşamaya başlamışlar.

M.Ö 2500-1800: Tunç çağında bu bölge Hurilerin yönetiminde kalmıştır.

M.Ö 1400: Hitit Kralı SuppiluliomaI huri hâkimiyetine son vermiştir.

M:Ö 1300: Asur Kralı Adad Nirari bölgenin büyük bir bölümünü fethederek M.Ö 700 yılına kadar bu toprakları kent etmiştir.

M.Ö 700 yılında: bölge Perslilerin kontrolündedir.

M.Ö 539-M.Ö 323: Asurlular (Persliler) Mardin’inin kontrolünü alır ve şehir genişlemeye başlar.

M.Ö 521–486: İmparator Darius dönemi.

M.Ö 331: Bölge Perslilerin yönetimine son veren Makedonyalı (Persli lider) imparator Büyük İskender tarafından fethedilmiştir.

M.Ö 324-M.S 64: Roma saldırıları ve büyük savaş dönemi.

M.Ö 37: Persli Kral Ш. Ferhad ve Roma İmparatoru Antonius barış antlaşması imzalarlar. Bu (Pax Romana) dönemi olur ve Persli ve Romalı halkın birleşmesinden küçük şehir devletleri kurulmuştur. Roma garnizonu burada kurulmuş ve ticaret gelişmiştir.

M.S 64 yılına kadar: Şehir Romalıların kontrolü altındadır. Bu dönem şehir merkezinin düzenlediği dönemdir.

M.S 199: Ülke Roma İmparatorluğunun bir eyaleti olmuştur.

M.S 3. yy: Romalılar ve Sasaniler arasında savaş patlak verdi. Romalılar kendilerini korumak için kale inşa ettiler. Bu kale o zamanlar “Meride” olarak anıldı.

M.S. 328 de: Constantinople’nin kurulmasıyla bölgede barış yeniden hâkim olmuştur.

M.S 629 yılına kadar: Bizans İmparatorluğu bölgeyi kontrol etti.

  1. yy’a kadar: Mardin 3 farklı dil grubunun bir arada yaşadığı bunlar (Altay, Sami, ?) nedir yerlerden biridir. Günümüzde de bu aynı şekilde devam etmektedir.

M.S 639’a kadar: Mezopotamya Diyarbakır ve Tur Abidin de bulunan Arap kervan yolları Mardin’de İslami yetin yayılmasına saplanmıştır.

Şehir daha önemli bir konum almıştır ve Hıristiyanlar başkaları tarafından korunmuşlardır.

M.S 611- M.S 750:Bölge Omeyyad egemenliğinde.

M.S 750–905: Bölge Abbasi hâkimiyetindedir.

M.S 905–1004: Hamdaniler dönemi.

M.S 1004–1085: Marwanid dönemi.

M.S 1071: Bizanslılar Malazgirt savaşında Selçuklulara yenildiler.

M.S 1085: Selçuklular Mardin, Harput, Diyarbakır ve çevre alanları fethetti. Mardin’in yöneticisi olan Necmeddin İlgazi Mardin ve Hasankeyf çevresinde egemenliği ilan eder.

M.S 1108: Mardin yöneticisi ilk yerel parayı basmıştır. Sonuç olarak Mardin Artuklu güçlerinin merkezi oldu, bunun bir kanıtıda bugün Mardin’de bulunan Mardin kültürünün temelini atan mimari kalıntılar bunun kanıtıdır.

M.S 1106-M.S 1409: Mardin Artuklu egemenliği altındadır ve 5000 yıl sonra Diyarbakır, Halep vb. yönetim merkezi haline gelmiştir.

Mardin’in 15 yy’da Selçuklu Prensinin hükümdarlığının başlamasına kadar 3. yy boyunca en görkemli dönemi olarak bilinir. Bu zaman diliminde şehir bölgedeki en gelişmiş merkezdir. Medreseler ve Camiiler bu gelişimin birer tanığıdır.

M.S 12. yy: Artuklu uygarlığının gücü azalmaya başlar.

M.S 1231: Moğollar Mardin bölgesine geldiler. Artuklu Sultanı Necmeddin İlgazi öncelikle Moğollara kaşı koydu ama onlar Necmeddin İlgazinin öldüğü kaleye çekilmeye zorladılar.

M.S 1257: Moğollar şehri kuşatır; kuşatma kaleye girişe kadar 8 ay sürer.

M.S 1258 -1291: Oğlu Melik el Muzaffer Moğolları kuşatmasıyla İlhanlı-Moğol güç birliği kuruldu.

M.S 1291: Süryani-Keldani olan ilk Hıristiyan-Ortodoks topluluğu Deyrul-Zafaran manastırını 1993 yılına kadar din merkezi olarak kullanır.

  1. yy’ın sonu: Moğol gücü Karakoyunluların bu bölgede baskın gelmesinden sonra hızla düştü.

M.S 1387: Şehir çevresi Timur bölüğüne yenilmesine karşı şehir direnmiştir.

M.S 1400: Timur tekrar gelir. Saldırarak Mardin’i alır ve Sultan Salih’in erkek kardeşi İsa’nın yerine atanır. 3. yıl sonra Sultan tekrar kendi Krallığının kontrolünü eline alır.

M.S 1409–1437: Mardin Karakoyunlu hâkimiyeti altındadır.

M.S 1437: Akkoyunlu kuvvetleri komutanı Hamza bey şehri kuşatarak Karakoyunlu hâkimiyetine son vermiştir. Akkoyunlu kumandanı Cihangir Bey Mardin’in yöneticisi oluştur.

M.S 1437–1514: Şehir Akkoyunlu hâkimiyeti altındadır.

M.S 1517: Osmanlı Halep bölüğü Mardin kalesini kuşatır ve sonunda kaleyi ele geçirirler.

M.S 1506: Bu tarihe kadar Osmanlı kontrolünde bulunan şehir önemli bir ticaret yeri olur. 1517’de İdris-i Bitlisin projesi ile şehir 13 mahalle ve 9 millet ile tam şeklini alır.

M.S 1864: Osmanlı İmparatorluğu ülkeyi yönetim birimleri olarak vilayete (valilik) olarak Sancaklara bölmeye başladılar. Diyarbakır vilayetinin 3 sancağı vardır. Diyarbakır, Mardin ve Arghana.

M.S 1891: Abdul Hamid Hamdiye alayını kurdu.

M.S 1892: Mardin çarşısında ve Hıristiyan dükkânlarda büyük yangın çıktı.

M.S 1894: Yöresel iklim hasar görür ve Mardin’e fazla dokunmasa bile düzen alt üst olur. Ulu duvarlar yetersiz durumdadır.

M.S 1908: Bu Genç Türk devrimidir.

10 Ağustos 1920: Müttefik devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında Türkiye Irak ve Suriye yi ilgilendiren Sevr Antlaşması imzalandı. Antlaşmanın 3. bölümü Kürt mevkisinin yerleşimini savunmaktadır.

24 Temmuz 1923: Lozan Antlaşmasının imzalanmasıyla Sevr Antlaşması hükümsüz ve geçersiz kılınmıştır. Bağımsızlık ilan edilmiş ve ülke hâkimiyetinin yeni sınırları belirlenmiştir.

1924: Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyetinin ilk Başkanı olur. Halifeliği kaldırır ve laik bir ülke için büyük reformlar yapar.

1925: 1930 ve 1937 de olduğu gibi Kürt şehrinin ayaklanması bastırılır.

20 yy Mardin için kayıplar yy lıdır. Yüzyılın başında şehir zengin ve güçlü Ermeni toplumunu kaybetmiştir.

Mardin’in Tarihi Yerleri

MİDYAT

mardin midyatMardin gibi bir müze kent olan Midyat, Mardin’den yaklaşık 1.5 saat uzaklıkta yer alır. Mardin’e benzer evlerin, taş konakların, kemerli geçitlerin, minare gibi yükselen çan kuleleriyle Süryani kiliselerinin bulunduğu Midyat, bir ortaçağ kentini andırmaktadır. Bölgeyi Süryanilerin yavaş yavaş terk etmesi ve göç almasıyla şehir merkezi 2 km ötedeki Estel’e kaymıştır. Telkari diye bilinen taş işçiliğinin en güzel örnekleri Midyat’taydı. Bir kaç telkari ustası Midyat çarşısında mesleklerini sürdürmekte direniyorlar.

Mardin’in bu çok önemli ilçesi gümüş işçiliğiyle de ünlüdür. El sanatları açısından önemli bir yöre olan ilçe turistik açıdan oldukça çekicidir. İlçenin 18 km. doğusunda bulunan Deyrulumur Manastırı M.S.397 yılında inşa edilmiştir.M.S.640 yılında Hz. Ömer zamanında Arap-İslam ordusu Süryanilerle işbirliği yaparak Mezopotamya’ya girince,özellikle bu eserin korunması için Hz. Ömer’ in emri ile ayrıcalık tanımıştır. Manastırda eskiden içinde zengin bir kütüphane bulunmaktaydı. Ayrıca içinde binlerce öğrencinin eğitim aldığı bir teoloji fakültesi bulunmaktadır. Midyat’ta Meşe, Bitim, Antepfıstığı gibi ürünler ve kendine has acur, kavun yetiştirilir. Dünyanın en kaliteli üzümlerinin yetiştiği kavşak noktasıdır.

ÖREN YERLERİ

Dara Ören Yeri

mardin dara harabeleri

Mardin’in 30 km. güneydoğusunda bulunan Oğuz köyünde yer almaktadır. Eski Mezopotamya’nın en önemli kentlerinden birisi olan Dara, bugün küçük bir köy yerleşmesi haline gelmiştir. Büyük İskender’le Pers İmparatoru Darius’un savaşına sahne olmuş bu antik yerleşim İran Hükümdarı ünlü “Darayuvaşi” tarafından kurulmuş ve çeşitli dönemlerde İranlılarla Romalılar arasında el değiştirmiştir. Kent, 7. yüzyıl sonlarına doğru Emevilerin, daha sonra Abbasilerin, 15. yüzyılda da Türklerin hâkimiyetine girmiştir. Kalıntılar arasındaki büyük kesme taşlar ve bulunan sikkelerden Dara’nın geçmişte büyük ve görkemli yapılara ve zengin hazinelere sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Kaya içine oyulan yapılardan oluşan Dara kenti, çevresi ile birlikte geniş bir alana yayılmakta olup, kentin doğusunda yer alan kaya mezarları Kuruçay’a kadar uzanmaktadır. Çevresi 4 km’lik bir surla korunan kentin güney ve kuzeye açılan iki kapısı bulunmaktadır. İç kale, kentin kuzeyinde ve 50 m. yüksekliğindeki tepenin üst düzlüğüne kurulmuştur. Kent içinde kilise, saray, çarşı, zindan, tophane ve su bendi kalıntıları halen görülebilmektedir. Köyün kuzeyinde, güneye doğru inen kayalar oyularak görkemli bir su bendi inşa edilmiş olup, bentte bugün bile su bulunmaktadır. Ayrıca köyün etrafında tarihleri Geç Roma dönemine kadar giden mağara evlere rastlanmaktadır.

Gırnavaz Höyüğü

Nusaybin’in 4 km. kuzeyinde, Habur Nehri kollarından biri olan Çağ Deresi’nin doğusunda takriben 300 m. çapında ve 24 m. yüksekliğinde, höyük karakterinde bir yerleşim yeridir. Arkeolojik bir merkez olarak ilk kez 1918 yılında bilim dünyasına tanıtılan Gırnavaz, daha sonraki yıllarda çeşitli araştırmalara konu olmuştur. 1991 yılına kadar yürütülen çalışmalarda Gırnavaz’ın MÖ. 4. binden MÖ.7. yüzyıla kadar sürekli yerleşim yeri olarak kullanıldığı ortaya çıkarılmıştır. Kazılar sonucu ortaya çıkarılan mezarlarda paha biçilmez metal silahlar, süs eşyaları, vazolar, kandiller, mühürler ve tabletlere rastlanılmıştır.

KALELER

Mardin Kalesi

mardin kalesi10. yüzyılda Hamdaniler tarafından inşa edilen kale, 1 km. uzunluğunda, 30-150 m. genişliğindedir. Çeşitli zamanlarda Mardin’e uğrayan gezginlerin verdikleri bilgilerden kalede çok sayıda yapı olduğu anlaşılmaktadır. Mardin’e hâkim bir manzaraya sahip kalenin bir başka özelliği de, doğal kaya üzerine çok az eklentilerle müstahkem bir hale getirilmiş olmasıdır.

Fafih Kalesi

Ömerli’nin 8 km. güneydoğusunda, Beşikkaya köyü yakınındadır. Kalenin bulunduğu yer aynı zamanda eski bir yerleşim bölgesidir.

Rabbat Kalesi

Derik ilçesinin 15 km. batısında, Hisaraltı köyü sınırları içindedir. Köyün kuzeyinde yer alan dar bir vadide yükselen bir tepenin üstünde kurulmuş olan Rabbat Kalesi, Artuklu devrinin en büyük eserlerinden birisidir.

Marin – Merdis Kalesi

Nusaybin ilçesinin 15 km. kuzey doğusunda Eskihisar köyünde yer alan Marin Kalesi, eski Merdis şehrinin içinde yüksek bir kayalık üzerinde inşa edilmiştir. Kalenin çevresi yaklaşık 1500 m. olup, 12 kule ile desteklenmektedir. Kalenin kimler tarafından yapıldığını gösterir herhangi bir buluntu yoksa da, inşa tarzı Bizans yapımı olduğuna işaret etmektedir.

Aznavur Kalesi

Nusaybin ilçesinin 14 km. kuzey doğusunda yer alan Aznavur Kalesi, geniş bir vadide yükselen iki tepe üzerinde kurulmuştur. 970 yılında Abdullah Bin Hamdan tarafından inşa ettirilen kale 400 m. uzunluğunda ve 30-60 m. genişliğinde olup, 14 burç ve 2 gözetleme kulesi ile tahkim edilmiştir.

ÇARŞI VE HAMAMLAR

mardin kayseriyye bezestanKayseriyye (Bezestan)

Ulu Cami’nin kuzeyinde, çarşı içindedir. Yapının büyük bir bölümü yıkılmıştır. Dıştaki dükkanların kimileri günümüzde de kullanılmaktadır. Yapının, Mardin Ulu Cami’nin vakfı olduğu ileri sürülmektedir. Kasım Padişah Medresesi vakfı arasında adının Kayseriyye olarak geçmesine dayanılarak 1487-1502 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır.


Revaklı Çarşı

Reyhaniye Camii’nin batısındadır. Tarihlendirilmesi yapılmayan Revaklı Çarşı, bir yolun iki yanında yer alan revaklar ile arkalarındaki beşik tonozlu dükkanlardan oluşmaktadır.

Radviyye Hamamı

Sitti Radviyye Medresesi’nin güneyindedir. Medresenin duvarına kazılı 1206 tarihli vakfiyede hamamın adı geçmektedir. Bu da hamamın 1206’dan önce yapıldığını yani 12. yüzyıl sonuna tarihlenebileceğini gösterir. Çok sık onarılan yapı, dikdörtgene yakın bir alanı kaplamaktadır.

Ulu Cami Hamamı

Ulu Cami’nin güneydoğusundadır. Artuklu Sultanı Melik Salih’in (1312-1363) Ulu Cami’ye vakıf olarak yaptırdığı hamam, 14.yüzyılın birinci yarısına tarihlenebilir.

Geleneksel Mardin Evleri

mardin evleriMardin kenti, temel yapım malzemesi olarak kolay işlenebilen sarı kalker taşının kullanıldığı, çeşitli motiflerle bezenmiş geleneksel evleriyle de ünlüdür. Bölgedeki çok sayıda ocaktan çıkarılan sarı kalker taşı, yapı üretimine egemen olmuş; kapı, pencere, asma kat gibi zorunlu kullanımların dışında ahşap işçiliğine yer verilmemiştir.

Evleri, 4 m. yüksekliğe ulaşan duvarları çevirir ve sokaktan ayırır. Bu duvarlarla sert iklime karşı korunma sağlanır. Yazlık denilen iç avlu veya bahçede, eskiden ahır olarak kullanılan, günümüzde ise depo işlevi gören mekanlar yer alır. Eyvan, yazın yaşamın geçtiği bölümdür. Mimaride önemli bir yere sahip olan eyvan ve revak gibi yarı açık kısımlar, özellikle batı güneşine karşı gölgede kalacak biçimde yapılmıştır. Mardin evlerinin en önemli özelliği taş işçiliğidir. Kapı ve pencereleri, sütuncuklar, kemerler ve değişik motiflerle süslenmiştir.

Merkez yerleşim, 1979 yılında kentsel SİT ilan edilmiştir.

Firdevs Köşkü

Nusaybin’e giden yolda Vali Konağı yanındadır. Ana eyvandaki yazıta göre yapı Artuklu Melik Salih (1312-1363) dönemine tarihlenmektedir. Günümüzde kimi bölümleri kapalı olan köşk Mardin ev mimarisinin gelişmiş ve büyük ölçüde uygulanmış örneğidir.