KAYSERİ

Kayseri’nin Tarihi

Tarih Öncesi Dönem
Kayseri çevresindeki en eski yerleşim alanı, şehrin 20 km kuzey doğusunda bulunan Kaniş Höyüğüdür. M.Ö. 2800 tarihinden Hellenistik Çağa kadar önemini koruyan merkezde, eski Tunç Devri, Asur Ticaret Kolonileri ve Hitit Çağları’na ait bir çok belge bulunmuştur.

Hititler’den sonra bölge Frig hakimiyetine geçmiş, daha ziyade Kızılırmak havzasında egemen olan frigler zamanında mazaka ön plana çıkmıştır. M.Ö. 676 tarihinde Anadolu’ya gelen Kimmerler’in Kaniş ve Mazaka’yı tahrip ederek, Frig hakimiyetine son verdikleri tarihi kaynaklarda belirtilmektedir.

Kaniş’in önemini kaybetmesinden sonra, bölgenin kutsal dağı kabul edilen Argaios’un (Erciyes) kuzey eteğindeki Mazaka ön plana çıkmıştır. Kimmerler’in Asur ve Lidyalılar tarafından Anadolu’dan atılmaları ile Mazaka, Lidya ve Med hakimiyetine girmiş ve devrin önemli ticaret merkezi olmuştur.

M.Ö. 590 yılında Pers Kralı Kyros’un Lidya Kralı Krisos’u yenmesi ile bütün Anadolu ile birlikt

e Mazaka da Pers hakimiyetine girmiştir. İran’dan bölgeye göç eden halk, kendi ülkelerine benzettikleri Argaios (Erciyes) ve çevresine yerleşmişlerdir.

 

KAPPADOKİA KRALLIĞI

M.Ö. 332 yıllarında Ariarathes I, ilk Kappadokia Kralı olarak bağımsızlığını ilan etmiştir. M.S. 17 tarihine kadar 349 sene hüküm süren bu krallığın başkenti Mazaka iken, Ariarathes V zamanında şehrin adı Eusebia olarak değiştirilmiştir. M.Ö. 8 yılı içinde tekrar bir değişiklik yapılarak, Roma İmparatoru Ceasar‘ın adına izafeten CEASAREA ismi verilmiştir. O günden beri, 2000 senedir Kayseri ismi ile anılmaktadır.

ROMA DÖNEMİ

M.S.193-211 tarihleri arasında şehir stadyumu yapılmış ve önemli Roma şehirlerinde olduğu gibi bir çok yarışmaların merkezi olmuştur. Şehir surları ise, Roma İmparatoru Gordianus III zamanında (M.S.241) yıllarında yaptırılmıştır. Dördüncü yüzyılın başlarında halk tamamen Hıristiyanlaşmış ve Kayseri bu dinin ilmi merkezi haline gelmiştir.

Roma İmparatorluğunun Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmesi ile, Kayseri doğuda kaldığı için Bizans Şehri olmuştur. Bizans zamanında Arap ve İran ordularının yaptığı İstanbul seferleri sırasında Kayseri defalarca işgal edilmiştir.

KAYSERİ’NİN TÜRKLEŞMESİ

Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan‘ın 1071 tarihinde Malazgirt’te Bizans ordularını yenmesiyle Anadolu kapıları Türklere açıldı. Bu tarihten 15 sene sonra, 1085 yıllarında Kayseri’yi artık bir Türk ve Müslüman şehri olarak görmekteyiz. Müslüman Türklerin hakimiyetinde Kayseri’nin eski halkı olan Rum ve Ermeniler’in birer mahallede toplandıkları, Çarşı, Pazar ve ticarette yavaş yavaş hakimiyetlerini kaybettikleri görülmüştür.

Şehir, süratle yapılan Camii, Han, Medrese, Hamam ve Çeşmelerle kısa bir sürede tam bir İslam Şehri kimliği kazanmıştır. Bir müddet Danişmendliler’e merkez olan Kayseri özellikle Selçuklu Sultanı Uluğ Keykubad (1. Alaeddin Keykubad) zamanında Türkiye Selçuklu Devletinin Konya ve Sivas‘la beraber üç başşehrinden birisi olmuştur. Danişmendi ve Selçuklu yönetimleri zamanında yapılan görkemli yapıların en önemlileri olarak; Camii Kebir, Güllük Camii ve Hamamı, Hunat Külliyesi, Şifaiye – Gıyasiye Medresesi, Hacı Kılıç Külliyesi, Lala Muhlisiddin Camisi, Sahabiye Medresesi, Kale Surları ve Yoğunburç sayılabilir.

 

MOĞOL HAKİMİYETİ

Selçuklu ordusunun 1243 tarihinde yapılan Kösedağ Meydan Savaşı ile Moğol ordusuna yenilmesi, Türk tarihinde bir dönüm noktası olmuş ve artık Anadolu’da Moğol hakimiyeti başlamıştır. Gönderdikleri Valilerle Anadolu‘yu denetleyen Moğollar, 150 sene müddetle Kayseri ve Anadolu’nun bütün maddi ve manevi kaynaklarını yağmalamışlardır. Moğol sömürüsü altında ezilen Selçuklu Devleti, bütün gücünü kaybetmiş ve II. Mesud‘dan sonra dağılarak, yerini beyliklere bırakmıştır. (1308).

 

OSMANLI DÖNEMİ

Fatih Sultan Mehmet zamanında, Gedik Ahmet Paşa tarafından Karamanoğulları Beyliği’ne son verilerek, Karaman, Konya ve Kayseri Bölgeleri Osmanlı toprağına katıldı. (1474) Kayseri 1476‘dan itibaren Karaman eyaletine bağlı bir sancak merkezi oldu. 1839 tarihinde Bozok Eyaletinde, 1867 tarihinde de bağımsız sancak merkezi olarak Osmanlı idari taksimatında yerini aldı.

 

YAKIN DÖNEM

Cumhuriyet Döneminde 1924 tarihinde yapılan yeni anayasa ile vilayet yapıldı. Bilinen en eski dönemlerinden beri ticaret merkezi olan Kayseri’de devletin öncülüğünde sanayileşme başlatıldı. Sırayla Sümerbank Dokuma Fabrikası, Tayyare Fabrikası, Anatamir Bakım Fabrikası, Askeri Dikim Evi kuruldu. 1950‘den sonra Kayserili ticaretten sağladığı tasarruflarını sanayiye dönüştürmeye başladı. Bugün Kayseri, ortalama büyüklükte Kayseri ekonomik, kültürel, sportif ve şehircilik alanında yakaladığı ivme ile Türkiye’nin en hızlıgelişen ve dikkat çeken şehirlerinin başında geliyor.

Kayseri’nin Tarihi Yerleri

Kültepe

kayseri kültepe

Kayseri-Sivas karayolunun 20. Km.sinden sonra 2 km. kuzeyde yer alan Kültepe; yerli halkın oturduğu Kaniş ve Asurlu ticaret kolonilerinin oluşturduğu Pazar yeri Karum’dan oluşmaktadır.

1948 yılından beri Prof. Dr. Tahsin ÖZGÜÇ başkanlığındaki heyet tarafından sistemli olarak yapılan kazılarda, höyükteki en eski yerleşimin genç kalkolotik( İlkçağ) çağ M.Ö 3000-2500 olduğu, onu eski Tunç, Hitit, Friğ, Hellenistik-Roma çağlarının takip ettiği tespit edilmiştir.

Karum sahası, Anadolu’ya ticaret maksadıyla M.Ö 1950-1650 yıllarında gelen Asurlu tüccarlar burada iskan etmişlerdir. Bu sahada yapılan kazılarda çivi yazılı tabletler üzerinde, Anadolu ile Karum arasında sürdürülen ticaret hakkında detaylı bilgilerin yanı sıra borç alıp verme,evlenme-boşanma, veraset, mahkeme kararları ve yerli beylerle yapılan yazışmalar hakkında bilgi veren bu tabletler Asurca yazılmıştır. Pişmiş topraktan yapılmış mühür baskılı zarflar içine konan ve bu şekilde alıcısına gönderilen bu tabletler, Anadolu’nun en eski yazılı belgeleridir. Bu yöreden çıkartılan eserler Kayseri Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

kayseri roma mezarı

Roma Mezarı

Sahabiye Medresesi’nin arkasında ve İstasyon Caddesinde bulunan, erken Roma çağına ait olduğu sanılan mezar, siyah kesme taşlardan, dikdörtgen planlı ve iki katlı olarak yapılmıştır. Üçgen alınlı çatısı ve batıya açılan bir kapısı bulunan Roma Mezarı içindeki mezar taşlarından, bir ara Selçuklu Türbesi olarak da kullanıldığı anlaşılmaktadır.

kayseri fraktin kaya kabartması

Fraktin Kaya Kabartması

İlçenin güneydoğusunda Gümüşören köyü yakınlarındaki su kenarlarındaki kaya üzerine kabartma olarak işlenmiştir. Hititlerin yükselme devrinde lll. Hattusilis zamanında yaptırılmıştır. İki kısımdan oluşan sahnedeki sunağın şekli oldukça önem taşımaktadır.

Lifos Harabeleri

kayseri lifos harabeleri

Erciyes’in kuzeyinde ve Hacılar ilçesinin güney doğusunda bulunan ve 2510 m. yüksekliğindeki Lifos, Erciyes’ten fışkıran lavlardan teşekkül olmuştur. Lifos Dağı’nın üzerinde, bir metreden geniş kayalardan meydana gelen bir sur bulunmaktadır. Güneyden ve batıdan iki kapı ile girilen surun iç kısmında su sarnıçları, değişik bina kalıntıları ve ortasında tapınak olduğu tahmin edilen büyük bir yapının enkazı bulunmaktadır. Kayseri Ovasına hakim bir tepe üzerinde inşa edilen sur ve içindeki yapı kalıntıları, vaktiyle buranın site devletlerinden birine ait iskan veya savunma merkezi olduğunu göstermektedir.

Şimşek Kaya (İmamkulu Kaya Kabartması)

kayseri şimşek kayası imamkulu kaya kabartması

İlçe merkezine 40 km. uzaklıktaki İmamkulu köyünün Şimşekkaya mevkiinde bulunmaktadır. İri blok kayanın oval şekli verilmiş yüzünde fırtına tanrısı,üç dağ tanrısının eğilmiş başları üzerinde boğa koşulu bir arabaya binmiş olarak görülür. Abide üzerinde fırtına tanrısının adı olan işaretlerden başka yazı bulunmadığından zamanı kati olarak bilinememektedir. Fakat motif ve stil özelliklerinden bu abidenin “Büyük Hitit Devleti” zamanına ait olduğu tahmin edilmektedir.

Taşcı Abidesi

Zamantı vadisinde Satı köyü istikametinde, Hititlere ait kayalar üzerinde iki parça halindedir. Üzerinde büyük kral ve zevcesinin ibadet eder şekilde tasvir edilmiştir.

İlibe İnleri

İlçenin 500 metre doğusunda ve aynı adlı tepenin yamaçlarında sıralar halinde bulunmaktadır. Bu mağaraların orta kısmında ki mağaranın biri oyma kilise haline getirilmiştir.

Ayşe Pınar ve Kaya Tapınakları

Aynı adlı köyde bulunmaktadır. Burada 20 kadar kayalara oyulmuş antik devre ait kaya tapınakları mevcut olup, tapınaklar yuvarlak kemerlidir.

Gereme Harabeleri

kayseri gereme harabeleri

İlçenin 12 km. kuzeyinde ve Erciyes Dağı’nın güney eteğindedir. Lifos tepesi ile Erciyes arasında kalan dik vadide bulunmaktadır.

Şarkın önemli mabet manastır kalıntıları bu batık şehir, ilçemiz turizmi bakımından büyük bir değer taşımaktadır. Yüksekliği 2000-2500 metreyi bulan bölgenin etrafı kilise tepe,yamaç tepe, gök tepe ve kartın tepeleriyle çevrilmiştir. Bu bölgeye ilk önce Proto Hititler, Hititler; Asurlar, Firigyalılar, Romalılar gelmiştir. En son gelen Bizanslar bugünkü tarihi kalıntıları bırakmışlardır. Gereme, Türkler eline 1071 tarihinden geçmiş olup, bugün yayla olarak kullanılmaktadır.

Viranşehir Roma Mezarı

İncesu İlçesine bağlı Viranşehir Köyü hudutları içerisinde ve köyü yolu üzerindedir. Roma çağından kalma mabet şeklinde bir mezardır. Tamamen kesme yonu taşlardan meydana getirilen bu yapı harap durumdadır.

Beştepeler Mezar Odaları

Eskişehir diye bilinen Antik Mazakanın beştepeler mevkiinde bulunan Mezar Odaları dikdörtgen kesitli yuvarlak tonoz ile örtülü iri taşlar iç yüzde kesme olarak işlenmiş dış yüzü ise gayrı muntazam olarak bırakılmıştır. Mezar günümüzde Arkeoloji müzesi bahçesinde bulunmaktadır.

Eski Köy İnleri

İlçenin 2 km. kuzeybatısında uzanan Derebağ mevkiinin yamaç kayalıklı arazisi üzerinde, kayalardan oyma eski bir yerleşim yeridir. Hıristiyanlığın yasak edildiği dönemlerde, Engizisyon mahkemelerinden kaçan kişilerin ibadetlerini serbestçe yapabilecekleri yer olarak kendilerine seçtikleri bu inlerde 40 ailenin barındığı söylenmekte olup, halk arasında “Kırkinleri” olarak da adlandırılmaktadır.

kayseri ağırnas yeraltı şehri

Ağırnas Yer Altı Şehri

Melikgazi kasabasının girişinde Aşağı Pınar mevkiinde bulunan Ağırnas yer altı şehri, bazı bölümlerinin milattan önce yapıldığı ve daha sonraki yıllarda da ilaveler yapıldığı, niş ve resimlerden en çok M.S 1-13. Yüzyıllar arasında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Son yıllarda büyük bir titizlikle temizlenerek turizme açılan yer altı şehri, ilimize gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerinin büyük ilgisini çekmektedir.

KAYSERİ ŞEHİR SURLARI VE KALESİ

kayseri surları ve kalesi

Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Kayseri Surları ve Kalesi 3.yüzyıl ortasında inşa edilmiş, 6. yy. ortasında da daraltılmış ve tamir edilmiştir. Bugün hala sağlam olan Kale iki kısımdan oluşmaktadır. Dış sur ve burçlardan meydana gelen dış kale ve iç kaledir.

Dış Kale: Tarihi Kayseri iç kalesini, dışarıda; Düvenönü’nde Kiçikapıya; oradan Yoğunburç ve Cumhuriyet alanına kadar geniş mekanda içine alan Dış Kalenin üzerinde kitabeye rastlanmadığından, yapılış tarihi hakkında kesin bilgi bulunmuyor. Ancak dördüncü asırda Caesarea’nın, Justinien tarafından surlarla çevrildiği biliniyor. Vaktiyle Boyacı Kapısı, Kiçikapı, Sivas Kapısı, Yeni Kapı, Atpazarı ve Meydan Kapısı ile dışarıya açılan surlar, tahrip olmuştur. Dış Kale, savunma gayesiyle, tonoz ve kemerlerle yüksek tutulmuş beden duvarlarıyla inşa edilmiştir.

İç Kale: Kale, kuzeyden güneye 800 m. Doğudan batıya 200 m. Uzunluğundadır. Kalenin 19 burcu bulunmakta ve bu burçlar 3 m. Genişliğindeki duvarlara yaslanmaktadır. Kalenin biri kuzeydoğusunda, diğeri de kazancılar çarşısına bakan güneyinde olmak üzere iki kapısı bulunmaktadır. Kayseri Kalesinin üzerinde ilave onarımlarla ilgili birkaç kitabe bulunmakla beraber kimin tarafından ve ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi yoktur.

KERVANSARAYLAR

Sultanhanı Kervansarayı

kayseri sultanhanı kervansarayı

Sivas yolu üzerinde, ilimize 47 km. uzaklıktadır. Bu muhteşem eser sağlam takviye kuleleri ile dıştan bir kaleyi andırmaktadır. Selçuklu Sultanı I.Alaaddin Keykubat zamanında (1232-1236) yapılan bu muazzam binanın kitabesi yoktur. Giriş kapısından iki yanda revakları ve ortasında mescidi bulunan bir avluya girilir.

Arabalık ve ahır hizmetini gören doğudaki revak derinliği hanın dış duvarlarına kadar uzanır. Avlunun kuzeydoğu köşesindeki oda grubu bir hamama ait olduğu sanılmaktadır. Avlunun ortasında, küp şeklinde ve ayak kemerler üzerine oturan mescidi vardır. Mescidin dört cephesi de ejder ve değişik motiflerle süslüdür. Avlunun güneyinde Selçuklu tarzında anıtsal bir kapıdan kapalı büyük salona geçilir. Tamamıyla tonozlorla örtülen salonun üstünde, bingilere dayanan bir kubbe yükselir. Burada kervanlar bütün eşyalarıyla birlikte kalırlardı.

Karatay Kervansarayı

kayseri karatay kervansarayı

Kayseri-Malatya yolu üzerindedir. Kayseri’ye 65 km. mesafede ilçemize bağlı Karadayı köyündedir. Eski ulu yol üzerinde bulunan bu han, bazı değişikliklerle Sultan Hanı’na benzer. Han’a güney tarafından, iri saç örgülü beden kulelerinin bulunduğu cephesindeki muhteşem kapısından girilir. Bol motiflerle süslü kapının üzerindeki kitabelerden Selçuklu vezirlerinden Celaleddin Karatay tarafından yaptırıldığını ve 1240 yılında tamamlandığını anlaşılmaktadır. Kapı ile avlu arasında bir giriş kısmı bulunmaktadır. Mescidi girişin hanın sağ tarafında yer almaktadır.. Salon kısmında içerisinde birkaç mezar bulunan eyvanın taç kemerleri, çeşitli tezyinat ve eski Türk takviminden alınan hayvan motifleri ile bezenmiştir. Han’ın diğer tezyinatı ve su olukları üzerinde bu şekilde hayvan ve insan figürleri çok miktarda görülmektedir. Hamamı, avlunun güneydoğu köşesindedir.

KÖŞKLER, HAN VE HAMAMLAR

kayseri raşit ağa konağı

Raşit Ağa Konağı

Cumhuriyet Mahallesi, Şeyh Tennuri Sokak’ta bulunan Konak XIX.yy sonlarında Raşit Ağa tarafından ev olarak yaptırılmıştır.Bina kesme taşlardan inşa edilmiş olup üç katlıdır. İki kollu döner bir merdiven ile üst kata çıkılır.Bu kat Mustafa Kemal Atatürk Heyet-i Temsiliye Reisi olarak 18 Aralık 1919’da Sivas Kongresini takiben Ankara’ya gitmek üzere Sivas’tan ayrılmış, 19 Aralık 1919’da Kayseri’ye gelmiş ve bu evde misafir edilmiştir.

Eski Hastane Binası

Gültepe Mahallesi Arkeoloji Müzesi arkasındadır. Cumhuriyet döneminin ilk güzel taş yapılarından olan hastane binasının yapım tarihi 1910’dan 1924’e kadardır.

Raşit Efendi Kütüphanesi

Ulu Cami bitişiğinde olan kütüphane, Kayseri’nin tek yazma eserleri ve eski kitaplar kütüphanesidir. 1796 yılında, Kayseri’nin Gesi bucağına bağlı Isbıdın köyünden (bugünkü Bağpınar) Reis-ül-Küttab Mehmet Raşit Efendi tarafından kurulmuştur. Kütüphane yazma eserler bakımından önemli bir koleksiyona sahiptir.

 

Keykubadiye Köşkü

Sultan Keykubad özellikle yaz aylarında Kayseri’ye geldiği zaman bu saray da kalırdı. Şuanda bakımsız vaziyette bulunan Keykubadiye Köşkü Şeker Fabrikası bahçesi içerisinde bulunmaktadır.

Kayseri Lisesi

kayseri lisesi

Kiçikapı semtinde bulunan Lise, II. Abdülhamit tarafından yaptırılmış, 13 Eylül 1893 tarihinde “Derece-i Ula Mekteb-ı Külliyesi İdadisi” adıyla kurulmuştur. Rüştiye kısmı (Ortaokul) 1870 yılında Kayserili Ahmet Paşa tarafından açılmıştır.1927 yılında Kayseri Lisesi adını almış ve faaliyete geçmiştir.Kayseri Lisesi hatıra defterinin birinci sayfasını 17 Eylül 1923 tarihinde Kazım Karabekir Paşa, sekizinci sayfaya da Gazi Mustafa Kemal Paşa izlenimlerini yazmışlardır.

kayseri raşit ağa konağı

Saat Kulesi

Cumhuriyet Meydanında bulunan Saat Kulesi 1909 yılında kesme taştan yapılmış, kare planlı sağlam bir binadır. Kuleye bitişik olarak yapılan küçük oda zamanında muvakkithane (güneşe bakılarak namaz vakitlerini belirten yer) olarak kullanılmıştır. Kulenin dört tarafında birer adet saat bulunmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk, Kayseri’ye geldiğinde burada Kayseri halkına hitap etmiştir.

kayseri raşit ağa konağı

Kayseri Evleri

Kayseri evlerinin kendine has mimari ve sosyal özellikleri vardır. Gerek Selçuklu ve Osmanlı dönemi, gerekse daha önceki dönemlerden intikal eden bina ve kalıntılardan, Kayseri ve çevresinde yerleşik bir kent ve kültürünün varlığını görmekteyiz. Osmanlı dönemi yapısı olan ve korumaya alınan günümüze kadar ayakta kalan Güpgüpoğlu, Zennecioğlu ve Mollaoğlu konaklarıyla İmamoğlu ve Camcıoğlu evleri bunlardan bazılarıdır.

Vezir Hanı

Kapalı Çarşı’nın yanında bulunan bu han Damat İbrahim Paşa tarafından 1727 yılında yaptırılmıştır. İlginç mimarisiyle dikkat çeken hanın ortasında bir çeşme vardır.

Gön Hanı

1519 yılında, Sadrazam Piri Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yavuz Sultan Selim zamanında inşa edilen Gön Hanı, Kapalı Çarşı’nın bitişiğindedir.

Pamuk Hanı

Kapalı Çarşı’nın batı kısmında yer alan han, bazı kaynaklarda ”Kapan Hanı” ve ”Pembe Han” olarak da geçmektedir. Hanın XV. Yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Kapalı Çarşı

1859 yılında halk tarafından yaptırılan bu çarşı 100.000 m2’lik bir alan üzerindedir. Kapalı çarşının yanında 1512 yılında halk tarafından yaptırılan Pirinççiler Çarşısı, 1844 yılında yine halk tarafından yaptırılan Hacı Efendi Çarşısı bulunmaktadır. Günümüzde alışveriş merkezi olarak hizmet vermektedir.

Bedesten

Kapalı Çarşı ile iç içe olan ve büyük ve küçük kubbelerden meydana gelen bedestenin doğu, batı ve kuzeyde olmak üzere üç kapısı vardır. Kapı üzerinde ki kitabeden, 1497 yılında Kayseri Emiri Mustafa Bey Bin Abdullah Bey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Bedesten, o dönemde Bezzan adıyla bilinen kumaşçı, çukacı, abacı gibi manifatura tüccarları tarafından kullanılırdı. Günümüzde ise halı ve kilim satış yeri olarak kullanılmaktadır.

Hunat Hamamı

Hamam,çifte hamam olarak kurulmuştur. Hamam devamlı kullanıldığından giriş ve soyunma yerlerinde yapılan tadilatlar ve onarımlar burada büyük değişikliklere neden olmuştur. Hamam Selçuklu Çağı mimari özellikleri taşımaktadır. Şu anda faaldir.

Sultan Hamamı

Seyid Burhaneddin Bulvarı üzerindeki dış kale surlarının iç kısmındadır. 1205 tarihinde, Selçuklu Hükümdarı I.Gıyaseddin Keyhüsrev’in kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan tarafından inşa ettirilmiştir. Zaman zaman onarım gören Sultan Hamamı günümüzde kapalı bulunmaktadır.

Kadı Hamamı

Cami Kebir Mahallesinde Ulu Camii karşısında olan Hamam 1542 yılında aptırılmıştır.Kubbeli bir hamamdır ve Kubbesi son zamanlarda tamir görmüş üzerinde küçük pencereli silindir şeklinde, üstü yarım küre ile kaplı bir kulesi vardır.Hamam bugün hizmete açıktır.

Selahaddin Hamamı

Kiçikapı meydanında bulunan hamam, halen kullanılmaktadır. Banisi ve inşa tarihi bilinmemektedir. Ancak, bazı araştırmalar hamamın 1359 tarihinde Erteane Beyinin oğlu Mahmut Bey’in Atabey’i tarafından yaptırılmış olduğu ileri sürülmektedir.

Deveci Hamamı

Büyüksöğütlü semtinde bulunan Deveci Hamamı’nın yapılış tarihi ve kimin yaptırdığı hakkında bilgi yoktur.Eserin 1730 tarihinde vakfiyesi bulunmaktadır. Eski olmasına rağmen halen kullanılmaktadır.

Cafer Bey Hamamı

Eradna oğullarından ve 1355’te Kayseri Emiri olan Cafer Bay tarafından 1351 yılında inşa edilmiştir.

Gülük Hamamı

1334 yılında Gülük Şemseddin bin Alameddin tarafından yaptırılmıştır.Gülük Camiinin kuzeyindeki bu hamam, yılların tahribatı ve ilgisizlik yüzünden tamamen ortadan kalkmış durumdadır.

Birlik Hamamı

Hacısaki  ahallesi,Atatürk Bulvarı üzerindeki Birlik Sokağında vaktiyle yapılan ve bugün ancak çok az kalıntılarına rastlamak mümkündür.