KARS

Kars’ın Tarihi

Tarih Öncesi Dönem
Kars’ın bilinen ilk sâkinleri Hurrilerdir. Daha sonra Hititlerin hâkimiyetine girmişlerdir. Hurriler bölgeye “yüksek ülke” veya “yukarı eller” demişlerdir. Bölge, daha sonra Urartuların işgâline uğradı. M.Ö. 8. asırda Kimmerler buradan geçtiler. Asurlar ve Babiller buraya hâkim olamadılar. İskitler M.Ö. 7. asırda bu bölgeye hâkim oldular. M.Ö. 6. asırda Perslerin istilâsına uğradı. Dârâ, Kafkasya Seferini buradan geçerek yaptı. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralıİskender, Persleri yenerek burasını ele geçirdi. Partlar ve bunlara bağlı Ermeni derebeylikleri zaman zaman bölgeye hâkim oldular. M.Ö. 1. asırda Pontos Krallığını yıkan Romalılar bu bölgeye yaklaştı.

M.S. 2. asırda Romalıların eline geçti. Daha sonra Partlar ve onların yerine geçen Sâsânîler ile Romalılar arasında el değiştirdi. M.S. 395’te Roma ikiye bölününce bu bölge, bütün Anadolu gibi Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü. Bu bölge, Bizans ile Sâsânîler arasında sık sık el değiştirdi ve buradaki derebeyleri bâzan İran bâzan da Bizans’a tâbi oldular.

M.S. 7. asırda İslâm orduları bu bölgeyi fethedince Ermeni derebeyleri, Abbâsî halifelerine tâbi oldular. Bölge ahâlisi, kütleler hâlinde İslâmiyetle şereflenerek, İslâmiyet, Kars ve civarında hızla yayıldı. Türk Sâcoğulları ve onların yerine geçen Şeddâdiler bu bölgeye hâkim oldular ve Ermenilerle mücâdele ettiler. Onuncu asrın ortasında Kars’a 50 km mesâfede Ani şehrini başşehir yapan Ermeni derebeyleri 1044’te Bizanslılar tarafından bölgeden kovuldular. Yirmi senelik Bizans hâkimiyetinden sonra büyük Türk Hakanı Selçuklu Sultanı Alkars_ani_harabeleri_1parslan 1064’te Ani’yi fethederek Bizanslıları buradan attı. Kars, Anadolu’nun Türkler tarafından fethedilen ilk parçası oldu. Bu fetih 1071 Malazgirt Zaferinden yedi sene önce olmuştur.

Türkiye Selçukluları Devletini kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şahın babası Kutalmış Bey, 1049 ve 1053 Anadolu akınlarına giderken Kars’tan geçti. 1058 akınında Selçuklu şehzâdelerinden Yakuti Kars’ın dış mahallelerini fethetti. Sultan Alparslan, 1068’de Ardahan’ı fethetti. Alp Arslan’ın oğlu SultanMelikşah, Kars’ı geri almak isteyen Bizanslıları 1080’de yenerek bu bölgeyi Erzurum’u merkez yapan Saltukoğullarına verdi. 1124’te Gürcüler, Ani ve Kars’ı ele geçirince, Saltukoğulları 1153’te Kars’ı geri aldı.

1226’da Celâleddin Harezmşah, Ani’yi kuşatmış fakat alamamıştır. Tiflis’i fethetmiştir. 1239’da Moğollar Kars ve Ani’yi alarak, Gürcüleri buradan uzaklaştırmışlardır. Sırasıyla İlhanlılar, Celâyirliler, Tîmûrlular, Karakoyunlular ve Akkoyunlular bölgeye hâkim oldular. Tîmûr Han, 1394, 1400 ve 1403’te Kars’tan geçti. Safevîler, Akkoyunlu İmparatorluğunu yıkınca, mîrasına konarak Kars’a hâkim oldular. Bu sırada Osmanlı Devletinin sınırları da Kars’a dayanmıştı. Yavuz Sultan Selim Han, Çaldıran Seferinden dönerken Kars Kalesi yakınında konakladı. Kars ve çevresi, 1534’te Kânûnî Sultan Süleyman Hanın ilk yıllarında Safevîlerden Osmanlılara geçti.

Osmanlı Dönemi
Osmanlı Devleti ile Safevî Devleti arasındaki stratejik çarpışmalar, Kars bölgesinde cereyan etti. 1548’de Sultan Süleyman Han, Kars Kalesini tahkim ettirdi. Safevîler, zaman zaman Kars’a saldırdılar. Sultan ÜçüncüMurâd Han, 1579’da birkaç hafta içinde Kars şehrini yeni baştan inşâ ettirip, kale, sur, câmi ve her türlü tesisleri yeniden yaptırdı, böylece 16. asırda Türk ordusunun istihkâm sınıfı burada parlak bir imtihan verdi. Kars, Osmanlıların askerî bir üssü ve serhat şehri oldu. 1604’te Safevîler, âni bir hücumla Kars’ı işgal ettilerse de tekrar çıkarıldılar. 1616’da Kars Kalesi yeniden geniş ölçüde tahkim edildi. Sultan Dördüncü Murâd Han, Revan Seferinde buradan geçti ve Kars’ı yeniden îmâr etti. On yedinci asırda Kars ve Çıldır, iki ayrı beylerbeyliğin merkezleri oldular. 29 Mayıs 1664’te başlayan ve bir hafta devam eden zelzele büyük zarar verdi. 1734’te Nâdir Şah Avşar, Kars’ı iki defa, 1744’te üçüncü defa kuşattı ise de alamadı. 1807’de Ruslar, Kars’a kadar yaklaştı fakat Osmanlı ordusu, Rusları yenerek, Tiflis’e geri çekilmek mecburiyetinde bıraktı. 1821-1823 arasında İranlılar, Kars topraklarına akınlar yaparak Osmanlıları yıprattılar. Sonra da Ruslar, saldırarak 15 Temmuz 1828’de Kars’ı işgal ettiler. 8 ay sonra Edirne Muâhedesi ile Kars’ı terk ettilerse de Kars’ın üçte ikisini ve târihi bütün eserlerini, câmi ve türbeleri imhâ ettiler. 1853-1856 Kırım Harbinde bu bölgede büyük savaşlar oldu. Rusların 29 Eylül 1855 taarruzu Kars halkının (genç, yaşlı, erkek, kadın ve hatta çocukların) desteği ile Müşir Mehmed Vâsıf Paşa emrindeki Türk ordusu tarafından geri püskürtüldü. Bu zaferin hatırası olarak altın, gümüş ve bronz“Kars 1272” madalyaları bastırıldı ve Kars şehrine “Gâzi” ünvanı verildi. Halk üç sene vergi ve askerlikten muaf tutuldu. Ruslar, 1856’da Paris Antlaşması ile bu bölgede 5 ay kaldıktan sonra geri çekildiler. Kars çevresinin ikinci Rus işgali böylece sona erdi.

Doksanüç Harbi denen 1877-1878 Türk-Rus Harbinde Kars çevresinde dünyâ çapında önem taşıyan muhârebeler olmuştur. Bu târihte Kars 20 bin nüfuslu ve 25 câmili bir kale şehriydi. Müşir Gâzi Ahmed Muhtâr Paşa, sayıca üstün Rus kuvvetlerini üç meydan muhârebesinde yendi. Bunun üzerine komutanını Rus Çarı azletti. Müşir Gâzi Muhtâr Paşa dördüncü bir savaşa girmedi. Osmanlı ordusu kazansa bile ordunun zâyiâtı ile bütün doğu bölgesi Rusları durduracak bir güçten mahrum kalacaktı. Böyle stratejik sebeplerle orduyu Erzurum’a geri çekti. Bu sebeple Kars, 18 Kasım 1877’de üçüncü defa işgal edilmiş oldu. Ruslar, üç gün üç gece Kars’ı yağma ettiler. Bütün câmi, türbe ve târihî eserleri imhâ ettiler ve Müslüman Türk halkını korkunç bir katliam ile öldürdüler. Kars’ı, Tiflis’te bulunan Kafkasya Umûmî Vâliliğine bağladılar. 1878-1881 arasında üç yıl içinde 82.000 Türk, Kars’ı terk edip, Erzurum çevresine yerleşti. Bunun 11.000’i Kars’ın içindendi. Ruslar, Kars’a Ermeni, Rum, Süryânî, Eston ve hattâ Ukraynalı yerleştirdiler. 1897’de Kars’ta yüzde 51 Türk kaldı; 1914’te Türklerin miktarı yüzde kırka indi. Birinci Dünyâ Harbinde Ruslar, Kars Türklerini Osmanlı ordusuna yardım ediyor diyerek katlettiler. Bu katliamdan sadece 22.000 Türk kurtularak Bakü’deki Müslüman Cemiyetinin himâyesinde yaşadılar. Azerbaycanlı Türkler soydaşlarına sâhip çıktılar.

Cumhuriyet Dönemi
1918 başında Osmanlı ve müttefiklerine yenilen Rusya, silâhlarını bırakıp, Brest-litovsk Muâhedesi (Antlaşması) ile Kars, Artvin ve Batum’uOsmanlı Devletine terk etmiştir. Az sonra İngiltere ve müttefikleri gâlip gelince, İngilizler bu antlaşmayı kabul etmeyip, Ruslar ve İngilizler Kars’a Ermeni doldurup, Kars’taki bütün Türkleri katlettirdiler. Bu katliamdan sâdece üç Türk kurtuldu. Posof ve Ardahan’ı Gürcüler işgâl ettiler.

Türk İstiklâl Harbinde 15’inci Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa, 30 Ekim 1920’de Kars’ı kurtardı. Kars Kalesine şanlı Türk Bayrağını 34. Alay subaylarından Yüzbaşı Abdurrahman Bey “Besmele-i şerif” ile yeniden çekti. Rusya 16 Mart 1921 Moskova Muâhedesi ile Batum hâriç olmak üzere, Kars ve Arvin’in Türkiye’ye iâdesini kabul etti. Bu muâhede, 13 Ekim 1921 Kars Muâhedesi ile Ermenistan ve Gürcistan tarafından da kabul edildi. Hıristiyan azınlıklar Kars’ı boşalttılar. Şehrin eski sakinleri yurtlarına yerleştiler. İkinci Dünyâ Harbinden sonra Rus devlet başkanı Stalin, Kars ve Ardahan’ı istedi ise de, bu arzusunda ısrar edemedi.

Ermeni terör teşkilâtlarının Türkiye aleyhtarı faaliyetlerinin hedefi Türklerin Anadolu’da ilk fethettikleri bu toprakları Rusya’nın işgaline yeniden sokmaktır. Kars, buram buram Türklük kokan, gâzi, kahraman bir serhat şehridir. Şanlı bir târih ve o derece sıkıntılı günler yaşamıştır. Ruslar üç işgal ile Kars’ı tamâmen imhâ ederek, harâbe hâline getirmişlerdir. Kars yeniden gelişmekte olan bir ilimizdir.

Kars’ın Tarihi Yerleri

Ani Harabeleri

kars ani harabeleri

Kayalık üzerinde yükselen konumu, sokakları, çarşıları ve bitişik evleriyle en iyi zamanlarındaki, Byzantion’u andırıyor. Ani bir gün tarihin gizleri altında gömülen tüm şehirler gibi, savaşlarla, ekonomik çalkantıların öldürücü darbeleriyle, ulusal ve dinsel ayrımcılığın yok ediciliği ile ölesiye yıprandığı zamanlar. Görünür de kederli bir ölüm sessizliğinde ki Ani, aynı zamanda şimdi onlarca uygarlıktan kalan bin bir çeşit ses ve dokuyla yaşıyor.

Dörtgen ve daire planlı çok sayıda burçla güçlendirilmiş Ani surlarının uzunluğu 4 bin 500 metre, yüksekliği ise 8 metre kadardır. üzerinde kükreyen bir aslan kabartması ve Manuçehr tarafından koydurulan kitabenin bulunduğu Orta Kapı (Aslanlı Kapı) yedi girişi bulunan kentin görkemli kapılarından biri. Kuzeyde ki bu kapının sağında, iki dairesel planlı burç ile korunan Çifte Beden Kapısı (Kars Kapısı), solunda ise taştan satranç tahtası bezemeli Hıdırellez Kapısı yer alır.

Acemoğlu ve Mığmığ deresi (Tatrcık) Kapıları doğuya, Arpaçay’a açılır. Arpaçay yönüne açılan bir diğeri de Divin Kapısı’dır. Arpaçay’ın karşı kıyısına ulaşan eski kervan yolu (İpek Yolu) buradaki köprüden Divin Kapısına ulaşı-yordu. Suyolu kapısı ise, kentin batıya açılan tek kapısıdır. Türkiye Ermenistan sınırını oluşturan Arpa Çay aynı zamanda Ani’yi de doğudan sınırlıyor. Arpa Çay ve Alacasu vadilerine hakim yüksek bir kayalık üzerinde kurulan kentin en yüksek kesiminde ilk kez Urartuların yerleştiği iç kale bulunuyor.

kars ani harabeleri

Şeddadoğullarından Ebul Şüca Manuçehr tarafından 1072 yılında yaptırılan bu üç nefli caminin özellikle tavanı zengin Selçuklu motifleri ile süslüdür. Caminin gözcü kulesi olarakta kullanılan 99 basamaklı minaresi Ani’nin çağlarboyu süren önemli konumuna işaret ediyor. Bir zamanlar uzun kervanların, çan sesleri arasında aylarca gece gündüz ilerlediği İpek yolu üzerinde ki 100 bin nüfuslu Krallar Diyarı Ani’de şimdi hüzün hakim.

Ani’nin çağlar boyunca mesken olarak kullanılmasının iki önemli nedeni var. Birincisi güvenlik ki; Ani güneydoğusundan geçen Arpa Çay ve Vadisi, kuzeybatısındaki Alacasu ve Vadisi ile doğal olarak korunan bir platoda yer alıyor. İkinci önemli nedeni ise; Şehrin su gereksinimini, debisi yüksek olan Arpa Çay’ın karşılaması.

Ani Şehri Kars’ın 44 kilometre doğusunda Ocaklı köyü bitişiğinde. Aras Nehri’nin Arpa Çay kolu kıyısında ki Ani’nin kuzeydoğusunda Tatarcık, batısında Bostanlar deresi akıyor. Harebelerin bulunduğu yerde Arpa Çay, Türkiye ile Ermenistan’ı birbirinden ayırıyor.

 

Kars Kalesi

kars kalesi

Merkez Kale, İç Kale veya stadel olarak anılır. Bazı kaynaklar 12. Yüzyılda saltuklular tarafından yapılmış demekte ise de 10. Yüzyıla kadar inmektedir. 1579 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından onarımı yapılırken, dört köşe mermer kitabe bulunmuş dış surların kapısına koydurulmuştur. Bu kitabeye göre 1152 yılında Sultan Melik İzzetin’in emri ile Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılmıştır. Kaleyi 1386 yılında da Timur yerle bir etmiş, 1579 yılında tekrar III. Murat’ın emriyle Lala Mustafa Paşa yeniden yaptırmıştır.

Bundan sonra 1616 ve 1636 yıllarında iki kere onarımdan geçmiş, şehir merkezine bazı eserler eklenmiştir. Kaynaklara göre Merkez Kale dışında dış surlar 27.000 metre uzunluğunda olup, 220 burçtan meydana gelmiştir. Dış surlar üzerinde önemli üç kapı bulunmaktadır.

Beylerbeyi Sarayı

kars beylerbeyi sarayı

Kars Kalesinin eteğinde Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yaptırılan Saray iki katlı olup tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır. Sarayın asıl giriş kapısı batı istikametinde olup zemin katla 1. katı ayıran ahşap tavan tamamen yıkılmıştır. Saray 1878 yılına kadar Sancak Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılına kadar Hükümet Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılında saray terkedilmiştir.

Selçuklu Sarayı

kars selçuklu sarayı

Ören yerinin kuzeybatı istikametinde sarp bir kayalık üzerine kurulan bu muhteşem saray yapım tarihi belli olmamakla beraber muhtemelen 1064 yılında Selçukluların Anı’yı fethinden sonra Ebul Menucehr Bey tarafından şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında yapılmış olmalıdır. Orjinali iki katlı olan binanın birinci katı ahşap olduğundan yıkılmış günümüze zemin katla bodrum katı ulaşmıştır.

İnkaya – Micingirt Kalesi ve Kümbeti

kars micingirt kalesi

Kale kayalık bir tepenin üzerine kurulmuş olup, çevresinde bulunan Urartu kaya mezarları ile Sarnıç buranın Urartu dönemine kadar inen bir yerleşme olduğunu düşündürmektedir. Kalenin taş işçiliği ise mevcut yapının yaklaşık 13. YY’da Saltuklular tarafından inşa edildiğini göstermektedir.

14.YY Selçuklu yapısı olan Kümbet, kalenin doğusunda yer almaktadır. Dıştan 12 köşeli, içinden daire planlı olup, düzgün kesme taşlarla inşa edilmiştir.

Sürgütüs – Zivin Kalesi

Zivin köyünün doğusunda sarp kayalar üzerinde kurulmuş kale kaba bir yamuğu andırmaktadır. Kale çevresinde bol miktarda Urartu Seramik parçaları bulunmaktadır. Kalenin Urartu döneminde kurulmuş, Selçuklular döneminde genişletilerek, Osmanlı döneminde de kullanıldığı sanılmaktadır.

Surlar

Kuzey surları ilk defa 972’de yapılmıştır. 977-990 yıllarında doğu surları eklenerek, güçlendirilmiştir. Kuzeyde yer alan üç giriş kapısı görülmeye değerdir.12. yy.da Selçuklular tarafından hastane olarak kullanılan Ejderha Kulesi Anadolu’nun en eski hastanelerindendir.

KARS TABYALARI

kars tabyaları

Askeri Stratejik veya taktik yönden önemli bir yerin savunulması için meydana getirilen tahkimli yerdir. Diğer bir tanımla burçların cephelerinin ilerisine konulan ve burçları örtme görevi yapmak üzere onlardan bir hendekle ayrılmış bulunan tahkimli tesislerdir.

Kars ilinde ilk tabyalar 1734 yılında yapılmaya başlanmıştır. Bunların en eskisi Timur Paşa Kulesidir. Yine aynı yıllarda yapılan Tahmasb Tabyası (ismini Afşarlı Nadir Ali Han’ın 150 bin kişilik ordusuyla konduğu yerden alır) ve Yeni Tabya 1807’deki savaşla Kanlı Tabya adını almıştır. Daha sonra 1853, 54, 55 yıllarında müttefikimiz İngilizlerin planlamasına göre. Hafız Paşa, Veli Paşa, Karadağ, Arap Tabya, İnönü Tabya ve Çukur Tabya yapılmıştır.

Sultan Abdülaziz zamanında Müşir Fosfor Mustafa Paşa Komutasındaki tahkimat heyeti 1864-1876 yılları arasında 12 yıl süre ile yukarıda adı geçen tabyaları tahkim etmişlerdir. Kars’ta 1853 – 54 yıllarında yapılan tabyaların adları o zamanki Paşa ve Albay rütbeli kimselerin adlarını (hatırasını) taşımaktadır. Çayın sağındakilerden Kerim Paşa Tabyası, Baba Kerim denilen Abdülkerim Paşanın; Fevzi Bey Tabyası, Fevzi Bey’in; Çayın solundakilerden Veli Paşa Tabyası, Kars Tümen Komutanı Veliyüddin Paşanın adı geçen tabyalardır.

Coğrafi mevki itibariyle Erzurum-Kars Yaylası; Mezopotamya-iran Kafkasya ve Anadolu arasında bir düğüm noktası teşkil ettiği gibi, bu ülkelerde binlerce yıldan beri parlayıp sönen medeniyetlerin de bir kavşak noktası olmuştur. Ağrı ve Erzincan illerini de içine alan Erzurum-Kars bölgesi (yaylası) coğrafik olarak Anadolu’nun giriş kapısıdır. Osmanlıar da bu bölgeyi sınırları içine almayı ve savunma bölge emniyeti açısından bir zorunluluk olarak görmüşler ve bölgenin savunmasını XVIII nci yy.’dan itibaren tabyalar vasıtası ile yapmışlardır. Tabyaların yapılması ve savunma hatları bölgenin coğrafik yapısıyla yakından ilgilidir.

Kars ilinde toplam 46 adet tabya bulunmakta olup bugüne kadar bir çoğu tahrip ve deforme olmuş, ancak 10 tanesi gezilebilmektedir.

kars osmanlı hamamları

Osmanlı Dönemi Hamamları

Kaleiçi Mahallesi ve Sukapı Mahallesinin kesiştiği yerde Kars Çayının doğu yanında Mazlum Oğlu ve Topçuoğlu Hamamı Kars Çayının batısında ise İlbeyioğlu Hamamı bulunmaktadır. Hamamlar 17. yy başında Osmanlı mimari tekniğinde yapılmıştır. Günümüzde hamamlar Belediye tarafından onarılmaktadır.

Küçük Hamam

Ani Ören Yerinde Arpaçay’ın kuzeybatısında Arpaçayla Tatarcık deresinin birleştiği alanda bulunan Bey sekizi kapısının 100 mt güneyinde bulunmaktadır. Selçuklu mimari tarzında yapılan hamam dört eyvan ve dört halvet odasından oluşmuş odaların kapı girişleri sivri kemerli olarak yapılmıştır. Ayrıca eyvanlar beşik tonoz kemerlerle örtülmüştür. Hamamın girişi batı istikametinde olup buradan bir koridorla soyunma odalarına ulaşılır. Ayrıca bu koridorun kuzeyinde bir ılıklık ve ılıklığın yapının da külhan kısmı bulunmaktadır.

kars taş köprü

Taş Köprü

Kars çayının dere içi mahallesine akan kısmında Kale içi Mahallesi ile Sukapı Mahallesini ayıran dar boğaz üzerinde M.S. 1579 yılında Osmanlı Padişahı III. Murat’ın emri ile Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan üç tonoz kemerli olarak yaptırılan köprünün tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmış olup daha sonra bir kısmı yıkılan köprüyü Karahanoğlu Hacı Ebübekir 1725 yılında yeniden yaptırmıştır.

Katerina Av Köşkü

kars katerina av köşkü

19. Yüzyıl sonunda Baltık mimari tarzında, Doğu-Batı istikametinde inşa edilen bina dikdörtgen planlı olup, üç bölümden oluşmaktadır. Kuzey cephedeki sütunlu giriş kapısının ana bölümü kesme taştan yapılmış olup, bu kısmın kuzeye ve güneye bakan giriş cepheleri yarım oval bir şekilde ahşaptan yapılmıştır. Ana binanın sağında ve solunda bodrum katı ile birlikte iki katlı olan ve temel duvarları taştan, cephe duvarları ahşaptan yapılan ve yine giriş kapıları kuzeyden açılan iki bölüm daha mevcuttur. Bu iki bölümün cephe duvarları tamamen simetrik çam ağaçlarından birbirine geçmeli ikişer sıradan oluşmaktadır. Ahşap hatılların çapı hemen hemen aynı olup, üst üste ve yan yana geçme tekniği ile inşa edilmiştir. Binanın kuzey ve güney cephesinde üzerleri üçgen yapılı 8 adet büyük 4 adet küçük pencere mevcuttur. Kuzey cephedeki sütunlu giriş kapısının kenarlarında birer sütun ve bu sütun kısmın üzerini oluşturan çatı kısmında yüksekçe bir kırma çatı bulunmaktadır. Kuzey cephedeki sütunlu kapıya ve yan bölümleri oluşturan ahşap binanın giriş kapılarına merdivenle ulaşılmaktadır. Binanın yan cephelerinde ayrıca 4 adet pencere bulunmaktadır.

Kışlık Av Köşkü, Sarıkamış ormanları içerisinde bulunan ve günümüze kadar özgün mimarisini koruyarak ulaşabilmiş tescilli taşınmazlardan birisidir. Köşk 1994 yılına kadar askeri amaçlı olarak Sarıkamış Tugay Komutanlığı denetiminde kalmış, daha sonra mülkiyet sahibi hazineye devredilmiştir. Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisli alan içerisinde yer alan Köşk ile birlikte turizm yerleşim alanı olarak belirlenen plan bünyesinde hazırlanan bu bölgeye ait çevre düzeni planı Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26.03.2010 tarih ve 1635 sayılı kararı ile onaylanmıştır.

kars gazi ahmet muhtar paşa konağı

Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı

Ortakapı Mahallesinde yer alan Konak 19. Yüzyılın ilk çeyreğiende inşa edilmiş, Osmanlı Dönemi yapılarındandır. 1877-1878 Osmanlı – Rus Savaşında (93 Harbi) Ordu Komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından bir süre Karargah Binası olarak kullanılmıştır. 2001 yılında Kars Valiliği tarafından restore edilen Konak, galeri olarak hizmete açılmıştır.

Hekim Evi

kars hekim evi

1877-1878 Osmanlı Rus savaşından sonra Kars’ın Rus işgalinde kaldığı 40 yıllık süre içerisinde Kars şehrinde Baltık mimari tarzında yapılan Hekim Evi binasının dış cephesi Barok mimari tarzında yalancı sütunlar, rölyefler ve kartuşlarla süslenmiştir. Binanın arka ve yan cepheleri yığma olarak yapılmıştır. İki katlı kâgir bina Kars’ın ilk konservatuvar binası arak ta bilinmektedir. Cumhuriyetin ilanından sonra Kars Doğum evi olarak kullanılan bina daha sonra zirai donatım binası, son olarak ta Hekim evi olarak kullanılmıştır.

kars defterdarlık binası

Defterdarlık Binası

Baltık mimari tarzında yapılmış Kars’taki bu dönem mimarisinin en önemli eseri olarak bilinir.Üç katlı binanın dış cephesindeki kartuş süsleme dikkat çekicidir. Cumhuriyetin ilanından sonra Kars Valiliği binası olarak kullanılan taşınmaz 1980 yılından sonra restore edilerek Defterdarlık binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde halen Defterdarlık binası olarak kullanılmaktadır.

kars sağlık müdürlüğü binası

Sağlık Müdürlüğü Binası

1907 yılında yapılan bina 3 katlı olup, giriş cephesi olan doğu cephe duvarındaki yalancı sütunlar ve kartuş süslemeler dikkat çekicidir.Bina Cumhuriyetin ilanından sonra Kars devlet hastanesi olarak kullanılmış, 1980 yılında restore edildikten sonra Sağlık Müdürlüğü binası olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Eski Vali Konağı

1883 tarihinde yapılan konak tek katlı olup ‘L’ planlıdır.Doğu yönündeki binanın giriş cephe duvarı yalancı sütun ve rölyef süslemelidir. 1921 Kars Antlaşmasının imzalandığı konak Cumhuriyetin ilanından sonra Vali Konağı olarak kullanılmıştır.

Tuncer Güvensoy Evi

kars tuncer gürsoy evi

Binanın giriş kapısı üzerindeki kitabeden 1897 tarihinde inşa edildiği bilinen bina iç ve dış mimarisinin orijinal özellikleri korunarak restore edildikten sonra kışlık konak olarak kullanılan bina Cumhuriyetin ilanından sonra Ticaret Borsa binası olarak hizmet vermiş daha sonra şahıs mülkiyetine geçmiştir.Binanın batısındaki giriş cephesinin Barok süsleme tarzı ile birlikte arka bahçesindeki büyük ahşap balkon ilimizdeki Baltık mimari Örneklerinden en önemli birisini teşkil etmektedir.Günümüzde konut olarak kullanılmaktadır.

Dış Bağlantı Linki KARS.