GÜMÜŞHANE

Gümüşhane’nin Tarihi

Tarih Öncesi Dönem
Roma ve Bizans dönemlerinde yörede kurulu kente Argyropolis (Yunanca argyros: “gümüş” ve polis: “kent” demektir.) adı verilmiştir. Yöredeki savaşların asıl sebepleri tarihi bir ticaret yolu üzerinde bulunması ve madenleriyle ün yapmış olmasıdır.

7.yüzyıl sonları ile 8. yüzyıl başlarında bölge Emevi-Bizans ve Abbasi-Bizans arasında birkaç defa el değiştirmiştir.

Halife Hz. Ömer zamanında (634-644) Erzincan ve Erzurum Arapların eline geçince Gümüşhane’de bu egemenliği tanıdı. Ancak bu egemenlik fazla sürmeden bölgede yeniden Bizans egemenliği sağlandı. Halife Hz. Osman zamanında (644~656) Gümüşhane, Bayburt, Erzurum ve Erzincan Emir Habib Bin Mesleme tarafından Bizanslılardan geri alındı. Halife Hz. Ali zamanında (656-661), Muaviye ile olan mücadeleler ile iç isyanlarla uğraşılması sebebiyle bölgede yeniden Bizans egemenliği başladı.kovkalesi

 Emevi Halifesi Abdülmelik zamanında (685-705) bölge tekrar Emevi yönetimi altına girdi. Ancak Halife Velid zamanında (705-715) Araplar ile Hazarlar arasındaki çatışmalarda Hazarlar başarı gösterince bölge yeniden bu durumdan istifade eden Bizanslıların eline geçti.

Abbasiler zamanında Bizans-Arap çatışmaları devam etmiştir. Bu dönemde Gümüşhane yöresi ile ilgili fazla bilgi bulunmamaktadır. Ancak Bayburt’un Bizans egemenliğinde kaldığı bilindiğine göre Gümüşhane de Bizans egemenliğinde kalmıştır diyebiliriz.

Çağrı Bey’in 1016 yılında Anadolu’ya yaptığı ilk akın sırasında Gümüşhane’ye kadar geldiği bilinmektedir. 1058’de Tuğrul Bey’in ordusu İbrahim Yinal komutasında Trabzon’a kadar akın yaparken Gümüşhane’yi de ekonomik yönden önem arzettiği için fethetmiştir.

Türkmen akınları olmadan önce Hazarlar ve Peçenekler ile Çepni Türk oymakları bölgeye yerleşmişlerdir. Çepniler 24 Oğuz boyundan biri olup Anadolu’nun fethi ve Türkleşmesinde önemli rol oynamışlardır.

13. yüzyılın ikinci yarısında Selçuklular Moğol istilası altında ezilirken Gümüşhane ve çevresinin müdafaası Çepni Türklerine kalmıştır. Rum vakayinamecisi (tarihçisi) Pataretos 14. yüzyılda Çepnilerin Tirebolu’ya vardıklarını söyler ki, bunlar Gümüşhane tarafından gelmişlerdir. Anadolu’nun fethinden sonra birçok imaret kurulmuştur. Gümüşhane ve Kelkit, Emir Mengücek Gazi tarafından kurulan Erzincan imaretine bağlanmıştır. 1164’te II. Kılıçarslan Mengücekli topraklarını Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağladı. Anadolu Selçuklu Devleti’nde ticarete büyük önem verildiğinden tarihi bir ticaret yolu üzerinde bulunan Gümüşhane ve çevresi de önemini devam ettirmiştir.1243 Kösedağ Savaşı’nda İlhanlılar, Selçukluları yenerek buraları zaptettiler.

Anadolu, Moğolların nüfuzu altına girince Trabzon Rum İmparatorluğu bu defa Moğollara vergi vermeye başladı. Moğol nüfuzunun kırılması ve Türkmenlerin beylik kurmak için faaliyet göstermeleri neticesinde ve II. Yuannis devrinde (1280-1297) Türkmenler madenleriyle ünlü Halibya (Haldiya) kısımlarını istila ettikleri gibi Cenevizlilerle Venedikliler de İmparatorluk üzerinde iktisadi nüfuz vücuda getirmişlerdi.

 İlhanlıların son hükümdarı Ebu Said’in ölümü üzerine 1335’te Bayburt, Erzurum ile Erzincan ve Gümüşhane Celayirlilerin eline geçmiştir. 1345’te Eretnaoğulları, 1430’da Karakoyunlu hakimiyetine geçen bölgeye 1467’de Akkoyunlular hakim olmuştur.

Fatih Sultan Mehmet (1451-1481), Trabzon üzerine yürüdüğü sırada Trabzon Rum İmparatorluğunun sınırları Giresun’dan Batum’a kadar ve güney hudutlar da Bayburt ve Gümüşhane’nin kuzeyinden geçen dağ silsilesi ile çevriliydi. Osmanlılar’ın aleyhte hareketleri nedeniyle Trabzon Rum İmparatorluğu, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’la işbirliği içine girmiştir.

Osmanlı Dönemi
1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon Rum İmparatorluğuna son vermesiyle bölgede Osmanlı etkisi görülmeye başlanmıştır.

Gümüşhane, Trabzon Rum İmparatorluğunun fethedilmesinden sonra Osmanlı hakimiyetine girmiş ve bu hakimiyet 1461’den 1467’ye kadar sürmüştür. Bu tarihten sonra Gümüşhane Akkoyunluların hakimiyetine girmiştir. Bu hakimiyet 1473 yılında Fatih ile Uzun Hasan arasında vuku bulan Otlukbeli Savaşıyla sona ermiştir. Gümüşhane ilinin kuzeyindeki “Kharşit” ilk Osmanlı belgelerinde “Khas-Rudu çayı orta ve yukarılarındaki Torul ve Canıca (Gümüşhane’nin eski adı) kesiminde Akkoyunlular’a bağlı Ortodoks-Apkazlı (Abaza) “Torul Beyliği” 1474’de (veya 1478) Fatih’in Amasya’dan gönderdigi bir ordu kolu tarafından fethedilmiştir.

Yavuz 1508’de Trabzon valisi iken Anadolu’da başlayan Şii ayaklanmaları yüzünden Trabzon’dan Bayburt’a kadar uzanan bir sefer yapmıştır. Bu bölgede Safeviler lehinde ayaklanma ve karışıklık çıkaranlar Çepni Türkleridir. 16. yüzyılda onlardan bir bölümü Halep Türkmenleri, muhim bir kümede Sivas, Tokat ve Amasya bölgesindeki Ulu Yörük arasında yaşadığı gibi yine bu boya mensup pek kalabalık bir topluluk da Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Giresun ve Canik (Ordu ve Samsun) bölgesinde oturuyordu. İşte Safevilerin hizmetindeki Çepniler de bu sayılan topluluk ve bölgeden idiler.

 Bu karışık durumdan sonra bölgedeki sükunet ancak Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim (1512-1520) arasında meydana gelen Çaldıran Savaşıyla sona ermiştir. Bölge tamamen “Anadolu Türk Birliği”ne katılmıştır. (Ağustos 1514) Yavuz buraya vali olarak Bıyıklı Mehmet Paşayı bırakmıştır. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) İran seferi sırasında gümüş madeninin bulunduğu Eski Gümüşhane yöresinin imar edilmesini emretmiş, böylece buraya ev ve Süleymaniye Camii yapılmıştır.

1647’de Gümüşhane’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, buralarda gümüş madeninin çok olduğunu, çalışır ve boşaltılmış durumda 70 kadar ocak bulunduğunu bildirir. Yine bu ocaklardan 7 koldan kurşunsuz gümüş cevheri çıkarıldığını ve bu şehirde Emin Mahallesinde darphane olduğunu yazarak üzerinde “Azze nasrahu daraba fi catha” (Canca’da basılmıştır) yazılı birkaç akçenin kendisinde olduğunu bildirir.

 Gümüşhane’de doğan her çocuğun gümüşten kaşığının, çatalının ve tabağının olduğu rivayet edilir. Şehrin nüfusunun her geçen gün artmasında coğrafi konumunun, tarihi ipek Yolu üzerinde bulunmasının ve madenlerinin önemli rolü olmuştur.

Katip Çelebi, Cihannüma’sında “Kaza-i Urla” diye adlandırdığı Gümüşhane için “Urla bir güzel kazadır, yakınında gümüş olmakla Gümüşhane dahi derler” demektedir.

Maden ocakları IV. Murad zamanında (1623-1640) en canlı dönemini yaşamıştır. Bir ara kapanan ocaklar 1839 yılında yayınlanan bir hatt-ı hümayunla tekrar işletmeye açılmıştır. Ocaklar mülki amirin tayini, padişahın onayı ile atanan ve Matah Efendi denilen kişilerce yönetilirdi.

Gümüşhane 19. yüzyılda Trabzon’a bağlı bir sancaktı. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde yer alan Gümüşhane Sancağı kuzeyde Trabzon merkez sancağı, doğuda ve güneyde Erzurum Vilayeti, batıda Sivas Vilayeti ile çevriliydi. 19. yüzyıla kadar rahat bir hayat sürdüren Gümüşhane yöresi, savaşlar nedeniyle tedirginlik içine düşmüş, madenlerin yeterince işletilmemesi sebebiyle de göç başlamıştır. Böylece şehir harap olmaya ve nüfus azalmaya başlamıştır. 1829 ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile 7 Temmuz 1916 tarihlerinde Rusların Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’de yaptıkları işgaller ve bunun sonucundaki göçler Gümüşhane’de hayat bırakmamıştır.
Ruslar 16 Temmuz 1916’da Bayburt’u aldıktan sonra yollarına devam ederek 19 (20) Temmuz 1916 günü Gümüşhane’ye girmişlerdir. Türk birlikleri fazla karşı koyamayınca Ruslar ayni gün Torul’a girmişlerdir. Böylece Trabzon yolu Ruslara açılmıştır.

22 Temmuz 1916 günü Kelkit üzerine yürüyen Rus ordusu akşama doğru burayı ele geçirmiştir.

Gümüşhane ve çevresi bu işgaller karşısında ve özellikle Ermeni zulmü altında ezilirken Rusya’da Bolşevik İhtilali’nin çıkması ve iç çalkantılar sebebiyle Ruslar 18 Aralık 1917’de Erzincan Mütarekesi’ni imzalamış ve ordularını geri çekmeyi kabul etmiştir. Ancak Ermeniler katliamlarına devam etmişlerdir. Bunun üzerine mütareke geçersiz sayılarak yeniden savaş başlatılmış ve bu suretle Torul 14 Şubat, Gümüşhane 15 Şubat ve Kelkit 17 Şubat 1918’de Rus işgalinden kurtarılmıştır.

Milli Mücadele yıllarında kıyı ile iç kesimler arasında geçiş bölgesi olması sebebiyle coğrafi önem arz eden Gümüşhane, bu dönemde Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin faaliyet alanı içinde bulunmuştur. Gümüşhane delegesi Kadirbeyzade Zeki Bey bu cemiyetin ikinci başkanlığına getirilmiştir.

 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’ne Gümüşhane’den Kadirbeyzade Zeki Bey (Gümüşhane ve Torul mümessili olarak) Erzurum Kongresi’ne katıldı. Kelkit’ten Müftü Osman Nuri Efendi, Şiran’dan Müftü Hasan Fahri (Polat) Efendi Erzurum Kongresi’nin açılış ve kapanış dualarını yapmıştır. Bu nedenle 9 Ağustos 1335 (1919)’da Mustafa Kemal, O’na yazdığı bir tezkere ile teşekkür etmiştir.

Cumhuriyet Dönemi
Osmanlı hakimiyetinin ilk zamanlarında Erzurum Eyaletine bağlı iken sonraları Trabzon’a bağlanan Gümüşhane sancağı 20 Nisan 1924 ve 491 sayılı kanunun 89.maddesinde “Vilayet” başlığı altındaki kanunla 1925 yılında il olmuştur.

1925-1926 tarihli Trabzon salnamesinde “Gümüşhane Vilayeti Merkez ilçe ile birlikte Bayburt, Kelkit, Torul ve Şiran olmak üzere beş ilçe, beş bucak ve 377 köyden oluştuğu, 16943 evde 101153 kişinin yaşadığı şehirde hastane olmadığı; vilayetin ticari durumunun Trabzon-Bayburt-Erzurum büyük yolu üzerinde ve İran transit yolu üzerinde bulunduğundan oldukça iyi olduğu, aslında tarım memleketi olan vilayetin bazı yerlerinde ürünleri yerel ihtiyacı karşılamadığından, halkın bir kısmının işçilik, meyvecilik ve katırcılıkla geçindiği” belirtilmektedir.

Gümüşhane’nin il olmasıyla birlikte Ahmet Durmuş (Evren-dilek) Bey vali olarak atanmıştır. Cumhuriyet döneminin ilk Belediye Başkanı ise Osman Bey (Ataç) olup 1922-1934 tarihleri arasında görev yapmıştır.  Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde Gümüşhane’de yol ve köprü yapımına önem verilmiş, tarım geliştirilmeye çalışılmıştır.İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde ise II. Dünya Savaşı patlak verdiğinden ilk dönemlerde hemen hiçbir yatırımın yapılmadığı Gümüşhane il merkezine 1948 yılında su getirilmiş, ertesi yıl da elektrik şebekesi kurulmuştur.1950’den itibaren ekonomik bir kalkınma görülmeye başlanmış, ancak daha sonra diğer illere ve hatta Avrupa ülkelerine göç olayı başlamıştır. Bayburt’un 1989 tarihinde il olması ve ayrıca yeni ilçelerin oluşturulması ile idari taksimatta değişiklik meydana gelmiştir. 1988 yılında Köse, 1990 yılında Kürtün ilçe olmuştur.

Gümüşhane’nin Tarihi Yerleri

Eski Gümüşhane

eski gümüşhane

Harşit Irmağı’na dökülen, Musalla Deresi’nin yamaçlarında ve bugünkü kent merkezinin 4 km. güneybatısında bulunan ilk yerleşim yeridir. Zaha/Zanka daha sonra Argyropolis, Canca, Eskişehir adlarıyla bilinen yerleşimin ilk kuruluşuna ilişkin bilgiler kesin değildir. Yörede yaklaşık 35 kale kalıntısı bilinmektedir.

Bunların Roma ya da Bizans dönemlerinde yapıldığı sanılmaktadır.

gümüşhane santa harabeleri

Santa Harabeleri

Yağmurdere bucağı sınırları içerisinde olup, merkez ilçeye 90 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Yerleşimin 17. yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır. Santa yerleşimi 9 mahalleden ve 300’ü aşkın yapıdan oluşmaktadır.

Satala Antik Kenti

gümüşhane satala antik kenti

Kelkit ilçesinin 17 km. güneydoğusunda Sadak köyündedir. Yörede XV. Legio Apollinaris armalı tuğla parçaları bulunmasıyla, buranın antik Satala kenti olduğu kesinleşmiştir. Bizans tarihçisi Prokopius, kentin tepelerle çevrili bir ovada kurulduğunu, İmparator Iustinianus’un surları onarttığını bildirmektedir. Satala kenti, Roma Lejyon Kampı çevresinde kurulup, gelişmiş ve imparatorluk döneminde Latin kültür merkezi olmuştur.

Satala Kalesi su kemerleri, tiyatro, agora ve diğer yapı kalıntıları kent ve çevresinde görülebilir durumdadırlar. Satala Kalesi’nin, Bizans İmparatoru Iustinianus tarafından onartıldığı bilinmektedir.

KALELER

Canca Kalesi

gümüşhane canca kalesi

Kale şehir merkezinin Kuzeydoğusunda,Bağlarbaşı semtindedir. Gümüşhane-Bayburt karayolunun 5.kilometresinden 12 km.kuzeye gidilerek Kaleye ulaşılmaktadır.Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde bu kaleden bahsetmektedir.

1530 metre yükseklikte olan Kale Ana kaya üzerine nispeten yuvarlak planlı olarak moloz taşlarla yapılmıştır.Kale olmaktan çok gözetleme kulesi niteliğindedir.Kule içerisinde bir su sarnıcı yer almaktadır.Doğu-Batı uzunluğu 12 metredir.Ayrıca yüksek duvarlar ile takviye edilmiştir.

Aşut Kalesi

Yapı, Kelkit İlçesi Aşut Köyü sınırları içerisindedir. Yerleşim alanından 500 metre yüksekte, yöreye hakim bir tepe üzerinde dir.Gözetleme ve savunma amaçlı olarak yapılan Kale’nin kalıntıları mevcuttur.

Edirne Köyü Kalesi

Yapı, Merkez Dörtkonak (Edire) Köyü sınırları içerisinde,Köye ulaşım yolunun üzerinde 200 metre mesafede yer almaktadır. Hakim kaya kütlesi üzerine Savunma ve gözetleme amacıyla yapılmıştır.Kale sur duvarlarının bir kısmı hale ayakta kalmıştır. Kaleye ulaşım patika yolla sağlanmaktadır.

Kalecik Kalesi

Kale, Torul İlçesi kalecik Köyü sınırları içerisinde, ışık köyü ulaşım yolunun üzerinde Vadiye hakim bir tepeciğin üzerinde inşa edilmiştir. Korunma ve gözetleme amacıyla yapılmıştır. Kale surları iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Surlar tamamen ayaktadır.

Akçakale

Gümüşhane’nin Bağlarbaşı semtindedir. Kale olarak anılmakla beraber, küçük bir istihkam yeridir. Kale, bir kaya kütlesinden faydalanılmak suretiyle inşa edilmiştir. Daha sonra yapının üst kısmı tamamen yıkılmıştır.

Kov Kalesi

gümüşhane kov kalesi

Merkez İlçe sınırları içindedir. Gümüşhane-Erzincan Devlet Karayolu üzerinde 21.kilometredeki ismi kov olan (Esenyurt) köyü sınırları içindedir. Kaleye 6 km’lik stabilize yolla ulaşılır. Kale 130 metre yükseklikteki bir ana kaya üzerine kuruludur. En yüksek noktası ise 1760 metredir.Kalenin kuzey cephesinin doğu-batı uzantısı yaklaşık 70 metredir. Kale dikdörtgen planlı ve burçlarla destekli bir yapıdadır.

Moloztaş ve harçla inşa edilen yapı içerisinde düzgün olmayan kare planlı bir iç kale görünümünde bir yapı yer almaktadır. Kale’nin dış duvarları1.5 metre kalınlığında iç mekan bölümleri 0.90 cm.kalınlığındadır. Duvarların iç kısımlarına ahşap kirişler yerleştirilmiştir. Tüm Kale birimleri ana kaya ile bütünleştirilmiştir. Girişin solunda bulunan burç içerisinde 5 mazgal açıklık bulunmaktadır bunların en geniş açıklığı 1 metredir.

Krom (Vadisi) Kalesi

İl’in Kuzeyinde Yağlıdere Köyü Yayla yolunda çevreye hakim ve stratejik bir noktaya kurulmuştur.Kayalık bir alan üzerine inşa edilen 38×30 m boyutlarındaki kalenin güneybatı tarafında 10 metrelik,kuzeybatı tarafında 8 metrelik duvar kalıntıları mevcuttur.Diğer kısımları tamamen yalçın kayalıktır.

Ana kaya üzerine moloz taş malzemeden inşa edilmiştir. Mevcut şekli ile daha çok bir gözetleme kulesi görünümünde olup,Ortaçağ mimarisi özelliklerini yansıtmaktadır.

Kürtün Kalesi

İlçenin Yukarı Uluköy mahallesinin doğusunda olup,mahalleye tam hakim tepededir.Tepeye bakıldığında kaleyi görmek mümkün değildir.Çünkü kale tepenin içi oyularak inşa edilmiştir. Tepenin 8-10 metre kuzey yönünden yaklaşık 4 m2 genişliğinde bir girişi bulunmaktadır. Ancak söz konusu giriş çeşitli nedenlerle taşlarla doldurulmuştur. İçerisine giriş mümkün değildir.

Yöre halkının bu kaleye izafeten bu bölgeye “Kaleyanı” adı vermişlerdir. Halkın anlattığına göre kaleye merdivenlerle inilmekte, iç mekan bir çok kat ve galeriden oluşmaktadır. Kalenin giriş kısmı dörtgen olup, köşeleri oval olarak bir çeşit harçtan yapılmıştır. Kalenin M.S. 6. yüzyılda Roma İmparatorluğu döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Övündü Köyü Kalesi

Kale, Merkez Övündü Köyü sınırları içinde yer almaktadır. Taş üzerinde zirveye hakim noktada gözetleme amacıyla yapılmıştır.

Keçi Kalesi

Merkez ilçe sınırları içerisindedir ve Kale bucağından geçen transit yol üzerinde bulunmaktadır. Bu kaleye halk arasında Kokanes veya Koans da denir. Kale, çok sarp bir kayalık üzerinde yer almaktadır. İhtişamlı bir görünüşe sahip olan bu kalenin iki yolu vardır. Kaleye giriş doğudandır. Kale, doğu ve batı arafından yüksek kalelerle takviye edilmiştir. Kale içerisinde bulunan iki yapı dikkati çekmektedir. Toprak seviyesinden biraz yüksekte olan yuvarlak kemerler dikdörtgen şeklindeki mekânlara aittir. Arka arkaya bulunan bu iki yapının aydınlığı sağlayacak hiçbir penceresi mevcut olmadığından, bunların zindan olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Kalede ayrıca vadiye inen gizli su yolları da mevcuttur.

Gümüşkaya Kalesi

Dibekli köyünün kuzeyinde dağlar arasındadır. İki dağ arasına açılmış girişin üzerindeki yazıt yeri boştur. Kalenin yakınındaki kayalarda gözcü kuleleri, kale içinde düzgün tabanlı, duvarlarında nişler bulunan küçük bölmeler vardır. Yapının çevresinde taş basamaklar yuvarlak bir yapı kalıntısı ve su deposu bulunmaktadır. Burada çeşitli dönemlerden çanak, çömlek, çini parçaları, cam gereçler, gözyaşı şişeleri, ikonlar ve takılar bulunmuştur.

Gümüştuğ (Avliyana) Kalesi

Torul ilçesine 30 km. uzaklıkta Gümüştuğ köyündedir. Irmağın her iki yakasındaki kalıntılarda Bizans döneminden silahlar, “Konstantinata” basımlı sikkeler bulunmuştur. Sol kıyıda bulunan kalede, 1,5 m. yükseklikte, biçimlendirilmiş beş sütunun, bir tapınağın kalıntıları olduğu bilinmektedir.

gümüşhane süleymaniye camii

Süleymaniye Camii

Eski Gümüşhane yerleşim yerinde, Süleymaniye Mahallesi’ndedir. Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı cami, onarımlar yüzünden özgünlüğünü yitirmiştir. Selçuklu geleneğini sürdüren dikdörtgen planlı yapı, mihrap önüne dikey uzanan üç neften oluşmaktadır. Kalın, silindirik gövdeli minare sağlamdır. Geçmişte 6 ahşap direğin taşıdığı düz toprak dam değiştirilmiş, çatıyla örtülmüştür. Camiye bitişik medrese günümüze ulaşamamıştır.

gümüşhane küçük cami

Küçük Camii

Eski Gümüşhane yerleşim yerinde Süleymaniye Camii’nin arkasında bahçeler içindedir. Yapımıyla ilgili bilgiler kesin değildir. 12. yüzyıl başlarında Danişmendlilerin yöreye gelişlerinden sonra yapıldığı sanılmaktadır. Kare planlı, tek kubbelidir. Yaklaşık 10 m. yüksekliğindeki kubbe küçük taşlarla örülmüştür. Kapı ve pencereler yuvarlak kemerlidir. Sivri kemerli mihrap, gri renkte taştan yapılmıştır.

gümüşhane çamur kümbeti

Çamur Kümbeti

Yapı, Kelkit İlçesi Çamur Köyüne 5 km mesafede yolun altındadır. 8 gen üzerine düzgün yontma taşla inşa edilmiştir. Kubbe iç kısımdan kiremit örtüyle tamamlanmıştır. Yapının güney-doğu tarafında giriş kapısının sol yönünde kitabesi vardır. Giriş kapısı tahrip olmuştur. Kümbetin yapılış planından Selçuklu dönemi eseri olduğu anlaşılmaktadır.

Firdevs Hatun Türbesi

gümüşhane firdevs hatun türbesi

Şiran’a giderken Çilhoroz dağı üzerinde yoldan 20 metre solda yer alan Firdevs Hatun Türbesi, kesme taştan sekizgen bir plan üzerine yapılmıştır. Türbenin kuzey cephesinde giriş kapısı, diğer cephelerde birer penceresi vardır. Kubbesi ve saçakları onarım görmüştür. Kuzey cephesinde giriş kapısı üzerinde kitabeler yer alan türbede 964/1566-1567 tarihinde yapılmıştır. Halen Yunus Emre İlköğretim Okulu bahçesinde bulunan köfeki taşına yazılı kitabenin de buradan söküldüğü anlaşılmaktadır.

Hasan Çagırgan Baba Türbesi

gümüşhane çagirgan baba türbesi

Gümüşhane-Erzurum yolu üzerinde Gümüşhane’ye 12 km uzaklıktaki Tekke Beldesindedir. Yapı Kare plan üzerine yapılmıştır. Asıl türbe kısmı ve eklentisi olmak üzere sonradan ilave yapılarak iki kısımdan oluşmuş, dikdörtgen planını çevrilmiştir. Üzerindeki kitabeye göre H.990 Recep/ M.1582 yılında yapılmıştır. Her iki bölüm de tamamen kesme taştan yapılmıştır. Bunlardan doğuda olanı yuvarlak kemeriyle dikkat çeker. Asıl Türbe kısmının üzerinde dışa yansımış tromplar, sekiz köşeli taş piramit külah dikkati çeker.

Mısıroğlu Türbesi

Yapı, Süleymaniye Mahallesi, Süleymaniye Cami altındaki mezarlıkta bulunan türbe Mısırlı Zade Hacı Tahir Efendiye aittir. 1840 yılında ölmüştür. Türbe ölümüne mütakip yapılmıştır. 1760 yılında mısırda doğan Hacı Tahir Efendi Dedesi Mısır Kethüdası Süleyman ağadır. Eğitimini El- Ezher Üniversitesinde tamamlamış, daha sonra bu Üniversitede din alimi olarak uzun süre görev yapmış ve Gümüşhane’ye dönmüştür.

Santa Çınganlı Kilisesi

gümüşhane santa çınganlı kilisesi

Merkez Dumanlı Köyü Köyünde bulunan Kilise Santa yerleşiminin en alt kesimindedir. Bazilikal dikdörtgen bir alan üzerine üç nefli bazilikal plan şemasında inşa edilmiştir. Orta nef yan neflerden daha geniş ve yüksektir. Tek girişi batıdan sağlanmış olup, girişin üzeri yuvarlak kemerlidir.

Neflerini dikine geçen beşik tonozun kuzey bölümü sağlamdır. Kilisenin taşıyıcıları ve tavanı çökmüştür. Kapı, pencere, taşıyıcılar ve kemerler düzgün yontma taştan diğer kısımlar ise moloz taştan yapılmıştır.

gümüşhane işhanlı kilisesi

Santa İşhanlı Kilisesi

Merkez ilçede, İşhanlı Mahallesi’nin merkezinde yer almaktadır. Planı kareye yakındır. Üç nefli olup, geleneksel plan uygulanmıştır. İşhanlı Kilisesi 19. yüzyılda, Geç Bizans Devri mimarisine göre yapılmış olup bazilikal planlıdır.

Santa Terzili Kilisesi

gümüşhane terzili kilisesi

Yapı, merkez Dumanlı (Santa) Köyü terzili Mahallesinde kilisenin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Kare planlı bu mezar yapısı kiboryon tarzında düzenlenmiş olup, 3.56×3.56 m boyutlarındadır. Dört köşesinde “L” şeklinde payeler kullanılmış ve yuvarlık kademeli kemerlerle dört yöne açılan martiryumun üzeri tuğla tonozla kapatılmıştır.

Üst örtüsü kısmen tahrip olmuş kemer üzerinde bitkisel bezemeli bir rozet işlenmiştir. Düzgün kaliteli, sarımtırak kesme taş malzemeden inşa edilmiştir. Bölgede inşa edilen yapılar arasında en kaliteli taş işçiliğine sahiptir. Hemen kuzeyinde bir çeşme vardır.

Santa Piştovlu Kilisesi

Merkez ilçe sınırları içerisinde bulunan yapı, Santa yayla/köy yerleşiminin yönetim kilisesi olarak, tasarlanmıştı. Doğusunda bir çeşme yer almaktadır. Yapı üç nefli bir plana sahiptir. Her nef doğuda bir apsisle belirlenmiştir.

Örtüyü taşıyan sütunlar tamamen yok olmuştur. Semerdam çatının içten sadece esas büyük apsis alınlığı kalmıştır. Esas apsis ve protesisler de oldukça tahrip olmuştur. Yapıda içten kuzey yüzdeki “Azizler Topluluğu” freskleriyle güneydeki anıtsal giriş özgünlüğünü korumaktadır. Yapının yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 19. yüzyıl ortalarında yapıldığı sanılmaktadır.

Hagios Georgios Manastır Kilisesi

gümüşhane hagios georgios kilisesi

Hutura köyüne giden yolun sağında, tepe üstünde manastır kalıntısı ve kilise vardır. 14. yüzyılın ilk yarısında Trabzon Prensi Aleksios Komnenos yaptırmıştır. Kilise 1509’da keşiş Ananias, 1624’te Georgios Stratilatis tarafından onartılmıştır. Ayrıca Sultan II. Abdülhamit döneminde onarıldığını gösteren yazıtı da vardır. Haç planında, kubbeyle örtülü bir yapıdır.

Apsis önüne yerleştirilen birer payeyle doğu-batı yönüne genişleme göstermiştir. Haç kolları beşik tonoz örtülüdür. Ana ve yan yüzler yarım sütunçelerle üç bölüme ayrılmış, bu bölümlere yuvarlak kemerli pencereler açılmıştır. Batı yönünde, ortada üstü kapalı sütunlu ana giriş vardır. Yapı, bitki (üzüm, kıvrık dal, palmiye), halat, ejder motifleri ile bezelidir. Pencere üstlerinde İsa’nın monogramları ve Aziz Georgios’un simgeleri işlenmiştir.

gümüşhane ayvalos kilisesi

Ayvalos Kilisesi

Kilise, merkez ilçe sınırları içerisinde olup, Mescitli köyünden Arnavutlu Yaylası’na giderken yolun sağında yer almaktadır. Küçük, dikdörtgen planlıdır. Kapısı düz olup, üzerinde beşik tonozlu alınlığı vardır. İç duvarlardaki freskler halen belli olmakla birlikte, genelde tahrip olmuştur.

Panaghia (Meryem Ana) Manastır Kilisesi

Torul ilçesinin, Büyük Çit Vadisinde, Çit Deresi’nin sol tarafındaki yamaç üzerindedir. Yüksek duvarlarla çevrili avlu ve kilise kalıntısı görülebilir. Khaldea Metropolitliği’ne bağlı 7 kiliseden biridir. Kiliseyi ilk kez 890-900 tarihleri arasında üç keşişin kurduğu bilinmektedir. Daha sonra Trabzon Komnenosları döneminde ve 19. yüzyılda onarılmıştır. Haç planlı yapının daire biçiminde üç apsisi vardır. Ana mekânı örten kubbe, Trabzon Ayasofya Kilisesi’ndekine benzemektedir.

Olucak (İmera) Manastır Kilisesi

gümüşhane olucak imera kilisesi

İl merkezine 15 km. uzaklıktaki Olucak köyündedir. Olucak (İmera) köyü eski yerleşimdir. Manastır, yerleşim yerinde günümüze en sağlam gelen yapılardan biridir. köye hâkim geniş bir alana yapılmıştır. Bahçe duvarının kuzey bölümünde şapel ve bir kaç odacık bulunmaktadır. Yazıtında 1350 tarihinde yaptırıldığı belirtilmekle birlikte 19. yüzyıl içinde onarım gördüğü sanılmaktadır.

Dikdörtgen bir alan üzerine üç nefli bazilikal plan şemasında inşa edilmiştir.Kilisenin batıdan açılan yuvarlak kemerli tek girişleri bulunmaktadır.Dıştan girişleri üzerine sivri kemerli bir alınlık düzenlenmiş alınlıklar içerisine mavi kök boyalarla yapılmış hac motifleri işlenmiştir.İçlerinde sıva kalıntıları üzerinde büyük ölçüde silinmiş olan fresko tekniğinde yapılmış resimlerin kalıntıları bulunmaktadır.Resimlerin dini içerikli figürler olduğu anlaşılmaktadır. Yapının üst örtüsü çökmüştür.

Santa Çakallı Kilisesi

Çakallı (Yaylaköy) yerleşim yerinin merkezinde yer almaktadır. Kilise üç nefli ve bazilika planlıdır. Kilisenin ana taşıyıcı duvarları genelde sağlamdır. Örtüsü tamamen yıkılmıştır. İki girişten biri batıda diğeri ise kuzeydedir. Işıklandırma dengeli bir biçimde yan duvarlar ve apsislere yerleştirilmiş pencerelerle sağlanmıştır. Köşelerde yontu taşı kullanılmıştır. Kilise 19. yüzyıl mimari özelliklerini taşımaktadır.

Çakırkaya (Kalur) Kilisesi

Şiran İlçesi Çakırkaya Köyü Kozağaç Mevkiinde bulunan Çakırkaya Kilisesi Kaya Kütlesinin gayet itinalı bir işcilikle oyulması suretiyle meydana getirilmiştir. Doğu-Batı istikametinde sıra destek sütunuyla üç nefe ayrılmıştır. Payeler arasında kalan dört sütunun meydana getirdiği kare bölümü örten kubbeli tonoz pandantifli olarak kullanılmıştır.

Ana ve yan apsislerde nişleri bulunan kilisenin batı duvarındaki iki sıra niş dizisi ise ahşap bir galerinin daha önceleri var olduğunun izlenimini vermektedir. Normal mimari unsurlarla yapılan Çakırkaya kilisesinin batısında dikdörtgen planlı apsisinde üç büyük niş bulunan bir şapel mevcuttur. Kayalıklar üzerinde ana kayaya oyulmuş üç nefli ve yanında küçük bir şapeli bulunan kaya kilisesidir.

Çevreköyü (Zimon) Köyü Kilisesi

Şiran İçlisi Çevrepınar Köyündedir. Şiran-Gümüşhane yolunun batısında 12.5 eninde 10 metre boyunda 4 ana sütun üzerine oturtulmuş, ana kubbede buna bağlı küçük sütunlar ile 6 adet kubbesi bulunmaktadır.Sütün başlıkları geometrik desenlerle şekillendirilmiş sütunlar kurşun eritilerek üst,üste konulmuştur.Yapının ses yankısının sağlanması için ana kubbede karşılıklı küpler konularak ses dizaynı sağlanmaya çalışılmıştır.Kilise giriş kapısı işlemeli olup, Papaz yeri diye anılan kısım harap olmakla birlikte özelliğini korumuktadır.

Aşağıdere Kilisesi

gümüşhane aşağı dere kilisesi

Yapı, Torul İlçesi Zimera (Atalar) Köyü Aşağı dere mahallesindedir. Kilisenin bulunduğu yerde yerleşim yoktur. Dikdörtgen bir alan üzerine tek nefli bazılikal plan şema üzerine inşa edilmiştir. Tek girişi güneyden açılmaktadır.

Üst örtüsünün batı tarafı yıkılmıştır. Tek apsisi içten ve dıştan yuvarlaktır. Kapı ve kemerleri, düzgün yontma taştan yapılmış, beden duvarları ve beşik tonozlu örtüsü, moloz taşla örülmüştür.

Arpalı Köyü Kilisesi

Yapı, Torul İlçesi Arpalı Köyünde bulunmaktadır. Dikdörtgen bir alan üzerine üç nefli bazilikal plan şemasında inşa edilmiştir. Batıdan sağlanan tek girişi vardır. Giriş kapısının üstünde yuvarlak kemerli alınlığın üzerinde 1865 tarihli kitabesi vardır. Günümüzde cami olarak kullanılan eserin apsis pastaporion hücreleri yıkılmıştır. Kilise çevre duvarlarla çevrili olup, girişi kare planı üzerine altıgen bir geçişle altı sütun üzerine bir çan kulesi ile sağlanmaktadır.

Yöre kiliseleri içerisinde çan kulesi olan tek kilisedir. Orijinal kapısı, halen mevcut olan kilisenin sur duvarları içerisinde rahiplere ait mezarlar mevcuttur.kapı, pencere, kemerler,köşeler ve sütunlar düzgün yontma taşla, beden duvarları ise moloz taşla örülmüştür.

Alpullu Kilisesi

gümüşhane alpullu kilisesi

Yapı, Torul İlçesi Cebeli Köyü, Karaca (Masura) mahallesindedir. Dikdörtgen bir alan üzerine tek nefli bazilikal plan şemasında inşa edilmiştir. Batı açılan tek girişi vardır. Girişin üzerinde yuvarlak kemerli bir alınlık yer almakta ve içerisi boş bulunmaktadır. Doğu cephesindeki apsis beş genli yapılmış, içten yuvarlak tarzda düzenlenmiştir.

İki mazgal penceresi mevcuttur. Kilisenin üst örtüsü beşik tonozla örtülü olup, günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir. Kapı, pencere, taşıyıcılar, kemerler düzgün yontma taştan, beden duvarları ise 0,90 metre kalınlığında moloz taştan örülmüştür.

Pavrezi Şapeli

Merkez ilçe sınırları içerisinde bulunan şapel, Mescitli (Beşkilise) köyü yakınında Pavrezi’dedir. Küçük boyutlarda, dikdörtgen planlı, tek nefli bir yapıdır. Apsisin beşik tonozunda 1405’de yapıldığını gösteren yazıtı vardır. Yapı, iç duvarlarını süsleyen freskleri ile ünlüdür. Bu duvar resimlerinde, İncil’den alınan sahneler ve kilise büyükleri canlandırılmıştır. Bunlar son dönem Bizans resminin başarılı örnekleridir.

KÖPRÜLER

gümüşhane tohumoğlu köprüsü

Tohumoğlu Köprüsü

Gümüşhane-Erzurum yolunun Tohumoğlu kesimindedir.Selçuklu dönemi yapısı olduğu sanılmaktadır. İki gözlü hafif sivri kemerli bir köprüdür. Küçük taşlardan yapılmıştır.Gözlerindeki küçük nişlerin çinilerle süslü olduğu söylenmektedir. Ekim 1575 Ferruh Zad Oğlu Halebi tarafından yaptırılmıştır.

gümüşhane gümüşkaya köprüsü

Gümüşkaya (Kodil Bahçe) Köprüsü

Gümüşkaya yolu üzerindedir. Tek gözlü ve kesme taştan yapılmıştır. Hafif sivri kemerlidir ve günümüzde hala kullanılmaktadır.

Meryem Ana Köprüsü

gümüşhane meryemana köprüsü

Büyük Çit Vadisi’nde ve Çit Deresi üzerinde aynı adı taşıyan iki köprü vardır. Her iki köprünün de Meryem Ana Kilisesi’ne ulaşımı sağlamak amacıyla yapıldığı sanılmaktadır. Tek ve geniş gözlüdür.

Hafif sivri kemerli, küçük taşların dizilmesi ile yapılan köprü tek ve geniş gözlüdür. Günümüzde de kullanılmaktadır.Yapının yan duvarları ise moloz taşla örülmüştür.

Gümüşhane Köprüsü

Yapı,Gümüşhane Merkezde Karakol binası yanında Harşit çayı üzerindedir.İki caddeyi birbirine bağlamakta, iki kemeri mevcut olup,biri yuvarlak,diğeri sivri kemerlidir. Kesme taş köprünün üzerine sonradan ilave korkuluklar eklenmiştir. Üç gözlü köprünün tek gözü doldurulmuştur. Kalan iki gözünün ortasındaki kitabeye göre Recep 938/Ekim 1575’te Ferruh Zat Oğlu Halebi tarafından yaptırılmıştır. Bu tarih lll.Sultan Murat’ın (1574-1595) saltanat günlerine tesadüf etmektedir.

gümüşhane kanberli köprüsü

Kanberli Köprüsü

Merkez Canca Mahallesindedir. Harşit Çayı üzerende yer alan köprü tek gözlü yontma taşlarla inşa edilmiştir. Osmanlılar döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Kısmi bir onarımdan geçirilen köprünün kitabesi yoktur.

Ardesa Köprüsü

Torul ilçe merkezinde bulunan köprü 1890 senesinde kesme taştan yapılmıştır. Dere yatağı içinde bulunan iki ayak ve kenarlardaki ayaklar üzerinde yükseltilmiştir. Ayaklar arasında yuvarlak kemerler bulunmaktadır. Köprü korkulukları da kesme taştan yapılmıştır.

Yıldız Köyü Köprüsü

gümüşhane yıldız köyü köprüsü

Yıldız Köyünde bulunan yapı, İlçenin 14 km. güneybatısındadır. Köyün hemen girişindeki yapı 26 metre uzunluğunda 3.85 metre genişliğinde ve 9 metre yüksekliğindedir. Sivri Kemerli,Kemer kısmı düzgün kesme taştan yapılmış, yan bağlantı bölümleri ise, moloz taştan örülüdür. Güneydoğusu kısmen yıkık durumdadır.

Zigana Eski İpek Yolu Köprüsü

Yapı, Torul İlçesi Kalkanlı (Zigana) köyü sınırları içerisinde tarihi ipek yolu üzerindedir. Tek ve sivri kemerli yapının kemeri düzgün yontma taşla yapılmış olup, diğer kısımlar moloz taşla tamamlanmıştır.

Taş Köprü

Yapı, Merkez Yağmurdere Köyü taş köprü mevkiindedir. Taş köprü Yaylası ve çevresi ismini bu Köprüden almaktadır. Köprü iki ana kaya kütlesi üzerine oturtulmuş olup, tek gözlü yuvarlak kemeri düzgün kesme taştan yapılmış, diğer kısımları ise moloz taşla tamamlanmıştır.

gümüşhane söğütağıl köyü köprüsü

Söğütağıl Köyü Köprüsü

Yapı, Merkez Söğütağıl köyü içindedir.Düzgün yontma taşla yapılan tek kemerli köprünün diğer kısımları moloz taşlarla tamamlanmıştır.