DÜZCE

Düzce’nin Tarihi

Düzce’nin bilinen tarihi M.Ö. 1390 yıllarına kadar gitmektedir. Yöre, birçok kavimin ve devletin istilasına maruz kalmıştır. Çevrede Frig, Lidya, Pers, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıklarının izlerini görmek mümkündür. Yörenin Osmanlı hakimiyetine geçişi Orhan Gazi’nin komutanlarından Konuralp Bey’in 1323 yılında Bizans tekfurları ile yaptığı savaş neticesinde gerçekleşmiştir.Bu yörenin adı komutan Konuralp’e izafeten verilmiş ve günümüze kadar bu şekilde ulaşmıştır. Düzce’ye bağlı Konuralp beldesinde yer alan antik şehrin tarihi, Milattan Önce 3.y.y. kadar dayanıyor.duzce_antik_tiyatro

Geyve, Alp Suyu, Karaceebüş hisarlarını fetheden Konuralp, Akçakoca ve Abdurrahman Gaziler, Bizans devrinde Regio Torsia adı verilen Akova’ya akınlara başladılar. Konuralp Bey, Bolu topraklarına karşı bir sefer düzenlemiş Düzpazar’ı ele geçirdikten sonra da, şimdi hala yeri belirlenemeyen Uzunca-Bel’de Bizanslılarla iki gün vuruşmamış, beklemiş ve arkasından kesin darbeyi vurmuştur. Osman Gazi, Düzce Pazarı ( ovasını) ve Bizans Prusias’ını, Konuralp’e verdi. 14.y.y. ilk çeyreğinden itibaren bu bölge Konuralp ilçesi ve kısaca “ Konrapa “ diye anılır.

Düzce, Osman Gazi’nin mahiyetinde 1869 yılına kadar Kastamonu Vilayeti Bolu Mutasarrıflığı Göynük Kasabası’na bağlı bir nahiye iken, 1870 yılında Bolu Sancağı’na bağlı bir kaza haline gelmiştir.

17 Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999 depremlerini yaşayan Düzce 1’i yeni 6’sı eski ilçe dahil edilerek 09 Aralık 1999 tarih ve 23091 Sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Resmi Gazetede yayınlanan “ Bir İl ve iki ilçe kurulması ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki Cetvellerde Değişiklik Yapılması Hakkında 584 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname” ile il statüsüne kavuşmuştur.

Düzce’nin tarihini dört zaman dahilinde anlatabiliriz:

1- Bitinyalılar Devri:
Bu zamanda Düzce hemen hemen ortada yoktu. Ancak Prusias ( Üskübü ) mevcuttur. Düzce ise düz ve geniş bir ova,hatta bataklık halinde Bitinyalıların oturdukları yerlerin doğusunda kalıyordu.

2- Roma ve Bizans Devri:
Prusias( Üskübü ) ile birlikte Düzce Ovası’nda en iptidai bir halde iken Bitiuyoji Nikomed Romalılara vasiyet ederek ölüyor. III. Nikomedin oğlu Filmostan’dan sonra Bitinya tamamen Romalıların idaresi altında bir müddet kalıyor. Düzce’nin bu zamanki hali birinci devreye nazaran biraz gelişmeye başlamıştır. Bitinyalılar devrinde bataklık halinde bulunan Düzce Ovası Romalılar zamanında ıslah edilmek suretiyle ziraat için daha elverişli bir hale gelmiş ve yavaş yavaş iskan edilmeye başlanmıştır. Romalılardan sonra bu havali Bizanslıların hakimiyetine geçmiş ve Düzce’nin gelişmesi, parlaması bu devrenin son zamanlarına rastlamıştır.

3- Osmanlılar Devri:
Osmanlı İmparatorluğu zamanında Orhan Gazi’nin komutanlarından Konuralp, 1323 tarihinde burayı Bizanslıların hakimiyetinden kurtararak imparatorluk topraklarına katmıştır. Düzce’nin Konsopa adını alması bu devrededir. O zaman ilk ilçe merkezi Gümüşabadı, daha sonraki ilçe merkezi Üskübü olmuştur. Düzce bu dönemde ticareti ve arazisi bakımından Üskübü’yü ve ilk ilçe merkezi olan Gümüşabadı’yı gölgede bırakacak şekilde gelişmiş ve 1871 yılında ilçe merkezi Düzce’ye nakledilmiştir.

4- Cumhuriyet Devri:
Bu devirde her yerde olduğu gibi, büyük bir gelişme gösteren Düzce Türkiye’nin çok işlek ve zengin bir ilçesi oldu. D –100 ve TEM Otobanının geçmesi ile ulusal ve uluslararası boyutta gündeme geldi. 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinden sonra kısa sürede yeniden kalkınabilmesi için; 09.12.1999 tarih ve 23901 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 190 sayılı K.H.K ile Türkiye’nin 81. ili olmuştur.

Düzce’nin Tarihi Yerleri

Prusias Ad Hypium
http://i1.trekearth.com/photos/113638/panorama_401yy.jpg
Düzce’ye bağlı Konuralp beldesinde yer alan antik şehrin tarihi, milattan önce 3. yüzyıla kadar dayanıyor. Konuralp ilk olarak tarih sahnesine Hypios adı ile çıkıyor. Doğudan batıya uzanan, Küçük Melen ve Tabak Çayları yakınında, ovada son bulan bir tepenin üzerine kurulan kasabanın adı Hypios’dan sonra Kieros olarak anılmaya başlamış. Kieros’un tarihi de tam olarak aydınlatılamamıştır. Mariandynlere ve Herekleia Devleti’ne karşı harekete geçen Bithynler, kralları 1. Prusias (M.Ö.283 – M.Ö.183)’ın eliyle Sangarios’un doğusundaki Kieros’u zapt ettiler.

Antik Tiyatro (40 Basamaklar)

Konuralp’in etnik zenginliğini gösteren en önemli kalıntılarından biri de tiyatrosudur. Halk arasında 40 Basamaklar olarak da bilinen antik tiyatro, M.S. birinci yüzyıla kadar yöreye hakim olan Prusias Krallığı döneminin sanatsal zenginliğini gösteren en canlı eserler arasındadır. Adı her ne kadar 40 Basamaklar olarak anılsa da, tiyatro ilk zamanlarından bu güne, sahnesi yıkılmış, oturma kademeleri ise yarı yarıya yok olmuş bir eser olarak kalmıştır.

 

Lahit

Konuralp’in batısındaki Tepecik Nekrapolü’nde 1937 yılında bulunmuştur. Eser, Konuralp Müzesi bahçesinde sergilenmektedir. Mermerden yapılan bu eser 1.20 metre yükseklik, 1.22 metre genişlik ve 2.47 metre uzunluğa sahiptir. Lahitin tüm yüzeyinde kabartma boğa başlarıyla birbirlerine bağlanan girlandlar içinde rozet ve insan başları işlenmiştir. Ön yüzde, içinde kitabesi olmayan bir tabula ansata ile altta aslan, kartal, yaban domuzu ve balıkçıl kuşu tasvirleri bulunmaktadır. Lahit M.Ö. 1. yüzyıla tarihlendirilmektedir.

 

 

Mozaikler
http://www.duzcekulturturizm.gov.tr/upload/bw_6317407489.JPG

1997 yılında Konuralp Turizm Tanıtma Derneği tarafından başlatılan girişimler sonucunda Kültür Bakanlığı2ndan izin alınarak Bolu Müze Müdürlüğü’nün gözetiminde mozaik için yeniden kazı başlatıldı. 1959 yılında bulunan ve üzeri kumla kapatılan mozaikler ortaya çıkarıldı. 40 metrekarelik mozaik zeminde lir çalan Orpeus, çevresinde hayvanlar ve dört köşesinde dört mevsim tasvirli kadın başı figürleri bulunuyor.

 

 

Akçakoca Ceneviz Kalesi

Kalenin batısı ve doğusunda bulunan plajlar ve kale etrafında bulunan çay bahçesi sayesinde kale hiç yalnızlık çekmiyor. Konumu itibariyle yıl boyunca ziyaretçi akınına uğrayan kale moloz taşlarla bir burun üzerine inşa edilmiş.

Kesin kanıt olmamakla beraber Cenevizliler tarafından yapıldığı söylenen kale günümüzde mesire yeri olarak kullanılıyor. Gerçekte Selçuklulardan kalma olan kale, Osmanlılar tarafından onarılmış, Cenevizlilere karşı kullanılmış diyenler de bulunuyor.

Giriş kapısı yanında bir kulesi olup, deniz tarafında duvarları yıkılmış olan kale içinde bir su sarnıcı yer alıyor.

 

 

Atlı Kapı
Köprü, surlar, su kemerleri dönemin izlerini taşırken, şehir merkezinin güneyinde Düzce’den gelen ana caddenin sağında Antik Tiyatroya uzanan dar bir yol üzerinde Atlı Kapı olarak anılan bir kapı bulunuyor.

Sokağa da adını veren Atlı Kapı’nın ikinci defa kullanılmış olan yerel taştan yapılmış büyük bir lentosu bulunuyor.

Üzerinde at tasviri ve Yunanca bir kitabe bulunan taşın bir Prusias vatandaşı tarafından annesine mezar kitabesi olarak yapıldığı sanılıyor.
Su Kemerleri
https://c1.staticflickr.com/5/4059/4685575105_f856560465.jpg

Şehrin eski su tesisatından kalma 11 tane istinat ayağı, su kemeri ile antik tiyatro ve akropol tepesi, Kasım Köyü yolu üzerindeki tepeler üzerinde hala sağlam olarak duruyor. Üzerinden geçen su kanallarını taşıdığı sanılan su kemeri, moloz taş ile yapılmış. Su kemeri kimi kaynaklara göre Osmanlılar dönemine, kimi kaynaklara göre ise daha eski dönemlere ait olarak belirtiliyor.

Dış Bağlantı Linki DÜZCE.